PRİMER KARIN DUVARI KİST HİDATİK: OLGU SUNUMU
V Erikci, Y Demircan, A Dursun, M Yıldız, N Aksoy, Ö Okur, A Karkıner, M Hoşgör
Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi EAH Çocuk Cerrahisi Kliniği İZMİR

Kist hidatik Ortadoğu ve Akdeniz ülkelerinde endemik olarak görülmektedir. En sıklıkla  karaciğer ve akciğer tutulumu görülür. Diğer organ tutulumu olmadan primer karın duvarında intermuskuler yerleşimli bir kist hidatik olgusu sunulmaktadır.

Olgu: Kırsal kesimde yaşayan, 13 yaşında kız olguda 1 yıldır aralıklı karın ağrısı öyküsü mevcuttur. Son 3 hafta karın ağrısı şiddetlenince bulundukları yerleşim yerinde yatırılarak batında kitle ön tanısı ile operasyon kararı alınmış. Ancak olgu kendi isteği ile merkezimize ileri tetkik ve tedavi için başvurdu.  Olgunun yapılan klinik incelemesinde batın sağ alt kısmında ağrısız, immobil  sert kitle palpe edildi. Herhangi travma, cerrahi hastalık öyküsü yoktu. Laboratuvar çalışmalarında eozinofili (%6,3), lökositoz (12,700/mm3)  ve eritrosit sedimentasyon hızında artış (84 mm/sa) dışında patolojik bulgu saptanmadı. Kist hidatik serolojik çalışması negatif olarak rapor edildi. Ultrasonografide (USG) sağ alt kadran lateral kesimde 54x33 mm kistik alanlar içeren, Doppler USG’de belirgin kanlanma izlenmeyen lezyon saptandı. Batın BT’de batın sağ alt yarısında ödemin eşlik ettiği, eksternal-internal oblik kaslar ve transversus abdominus kasları arasında 80x50 mm boyutlu, multiseptalı lezyon izlendi. Pediatri ve anestezi konsültasyonu sonrasında operasyona alınan olguda kas planları arasında lokalize, peritonu içeri doğru protrude eden ancak batın ile ilişkisi olmayan kistik kitle kist duvarına zarar verilmeden total olarak çıkarıldı. Kavite kaya suyu aspirasyonu sonrası hipertonik salin ile yıkandı, kız veziküller çıkarıldı. Patoloji sonucu kist hidatik ile uyumlu olarak rapor edildi. Albendazol tedavisine ameliyat öncesinde başlanan olgu diğer organ tutulumları açısından incelendi ve herhangi bir tutulum saptanmadı.  Halen takibimizde olan olguda klinik, laboratuar ve radyolojik yönden herhangi bir rekürrens bulgusu gözlenmemektedir.

Sonuç:Kist hidatik açısından ülkemizin endemik bir bölge olduğu gerçeği göz önüne alındığında, vücudun herhangi bir yerinde kistik kitle ile başvuran olgularda ayırıcı tanıda öncelikle kist hidatik akla getirilmeli ve uygun şekilde tedavi edilmelidir.

***
PRIMARY ABDOMINAL WALL HYDATID CYST: A CASE REPORT
V Erikci, Y Demircan, A Dursun, M Yıldız, N Aksoy, Ö Okur, A Karkıner, M Hoşgör
Dr Behcet Uz Chıldrens' Hospital, Department of Pediatric Surgery, İzmir

Hydatid disease continues to be endemic in the Mediterranean countries and the Middle East. The liver is the most frequently involved organ followed by the lung. A case of a 13-year-old girl with primary intermusculer hydatid cyst in the abdominal wall without other organ involvement is presented.

Case: A 13 year-old girl who was living in rural area had intermittant abdominal pain for 1 year. Because the intensity of the pain increased during the last 3 weeks, the patient was hospitalised with a diagnosis of abdominal mass and an surgical intervention was planned. In physical examination a hard, painless and immobile mass was palpated at the right lower abdominal quadrant. There were no histories of trauma, surgery or illness. Laboratory studies showed eosinophilia (6.3%), leucocytosis (12.700/mm3) and an increase in the erytrocyte sedimentation rate (84 mm/h). Serological test for hydatid cyst was negative. Ultrasonography (USG) showed 54x33 mm cystic lesion localized in the right lower lateral abdominal wall with decreased blood flow in Doppler USG.  Computed tomography (CT) of the abdomen revealed a multiseptated mass of 80x50 mm with edema accompanying in the right lower abdominal quadrant in between external-internal oblique and transversus abdominus muscles. After consultation with pediatrics and anesthesiology departments surgical intervention was performed. The cyst was detected between abdominal muscle planes protruding peritoneum inwards. The cyst had no communication with abdominal viscera and was totally removed without destroying the cyst wall. Hypertonic saline was applied into the cavity after aspiration of cyst contents and daughter vesicules were removed totally. Histopathological examination was reported to be compatible with hydatid disease. Preoperatively 10 mg/kg albendazole was given and the further radiolgical examinations revealed no other organ involvement. The patient is in follow-up period and receives daily albendazole. Her clinical examination, laboratory and radiological tests do not reveal any echinococcosis recurrence up to now.

Result: Due to the fact that our country is an endemic area for hydatid disease, echinococcosis should be kept in mind in the differential diagnosis of a patient with cystic masses in any part of body and treated appropriately.