TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 90

Girls or Boys: Who Is More Likely to Be Seriously Injured? A Cohort Study of Pediatric Genital Trauma

Ayten Ceren Bakır 1, İlayda Başar Aksu 1, Sadık Abidoğlu 2, Özge Kılıç Bayar 1, Ahsen Karagözlü Akgül 2
1 Marmara University School of Medicine, Departmant of Pediatric Surgery,
2 Marmara University School of Medicine, Departmant of Pediatric Surgery, Division of Pediatric Urology

Aim: We set out to characterize the mechanisms, anatomical patterns, and clinical management of pediatric genital trauma treated at a tertiary referral center, focusing on whether sex influences the likelihood of procedural intervention and overall resource use.

Material and Method: We reviewed 121 children aged 0–18 years who presented with genital trauma over a five-year period. For each patient we recorded age, sex, injury mechanism, anatomical location, management strategy, need for intervention, length of stay, and follow-up documentation. Surgical repair and manual detorsion were logged separately from conservative care. Between-group comparisons were made using chi-square and Fisher's exact tests.

Results: The cohort included 68 girls (56.2%) and 53 boys (43.8%), with a mean age of 85.1 ± 34.7 months. Falls dominated overall (69.4%) but were far more prevalent in girls (86.8% vs. 47.2%). Girls most often sustained labial (61.8%) and posterior commissure (30.9%) injuries; boys presented predominantly with penile (50.9%) and scrotal (45.3%) trauma. The great majority of patients were managed conservatively (85.1%), yet boys required intervention at more than four times the rate of girls (26.4% vs. 5.9%, p=0.002) and had considerably longer median hospital stays (6.5 vs. 2 hours).

Conclusion: Pediatric genital trauma is usually minor and resolves without surgery, but boys are disproportionately likely to need procedural intervention. Recognizing these sex-specific patterns early should help clinicians triage more accurately and allocate resources more effectively.

Kızlar mı Erkekler mi: Ciddi Yaralanma Riski Kimde Daha Yüksek? Pediatrik Genital Travma Üzerine Kohort Çalışması

Ayten Ceren Bakır 1, İlayda Başar Aksu 1, Sadık Abidoğlu 2, Özge Kılıç Bayar 1, Ahsen Karagözlü Akgül 2
1 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD
2 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD, Çocuk Ürolojisi BD

Amaç: Bu çalışmada, üçüncü basamak bir referans merkezinde tedavi edilen pediatrik genital travma olgularının mekanizmalarını, anatomik dağılımını ve klinik yönetimini tanımlamayı; cinsiyetin girişimsel müdahale ihtiyacı ve genel kaynak kullanımı üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Beş yıllık dönemde genital travma nedeniyle başvuran 0–18 yaş arası 121 çocuk retrospektif olarak incelendi. Her hasta için yaş, cinsiyet, yaralanma mekanizması, anatomik lokalizasyon, tedavi yaklaşımı, müdahale gereksinimi, yatış süresi ve takip verileri kaydedildi. Cerrahi onarım ve manuel detorsiyon, konservatif tedaviden ayrı olarak değerlendirildi. Gruplar arası karşılaştırmalarda ki-kare ve Fisher'ın kesin testi kullanıldı.

Bulgular: Kohort 68 kız (%56,2) ve 53 erkekten (%43,8) oluşmakta olup ortalama yaş 85,1 ± 34,7 ay idi. Düşme genel olarak en sık yaralanma mekanizmasıydı (%69,4); ancak kızlarda erkeklere kıyasla belirgin biçimde daha fazla görüldü (%86,8'e karşı %47,2). Kızlarda en sık labiyal (%61,8) ve posterior komisür (%30,9) yaralanmaları saptanırken, erkeklerde penil (%50,9) ve skrotal (%45,3) travmalar ön plana çıktı. Hastaların büyük çoğunluğu konservatif olarak yönetildi (%85,1); bununla birlikte erkeklerde girişim ihtiyacı kızlara göre dörtten fazla kat yüksek bulundu (%26,4'e karşı %5,9, p=0,002) ve ortanca hastanede kalış süresi erkeklerde belirgin olarak daha uzundu (6,5'e karşı 2 saat).

Sonuç: Pediatrik genital travmalar genellikle minör seyredip cerrahi gerektirmeden iyileşmekle birlikte, erkek çocuklarda girişimsel müdahale ihtiyacı orantısız biçimde daha yüksektir. Bu cinsiyete özgü örüntülerin erken fark edilmesi, klinisyenlerin triajı daha isabetli yapmasına ve kaynakları daha etkin kullanmasına katkı sağlayacaktır.

Close