Oral Presentation - 52
A novel perspective on pleurodesis following bulla/bleb resection in thoracoscopic treatment of spontaneous pneumothorax in children: coverage of the staple line with parietal pleural flap strips
Arda Boysan Oruç, Caner İsbir, Faruk Elhakan, Hakan Taşkınlar, Ali Naycı
Department of Pediatric Surgery, Mersin University Faculty of Medicine, Mersin
Aim: Covering stapler line with synthetic patches and fibrin glue after thoracoscopic bulla/bleb resection has been reported to improve outcomes in children with spontaneous pneumothorax (SP). This study evaluated effectiveness of covering stapler line with an autologous parietal pleural flap. Methods: Patients who underwent thoracoscopic bulla/bleb resection, mechanical pleurodesis for spontaneous pneumothorax between January 2016 and January 2026 were retrospectively reviewed. Patients with incomplete records, contralateral procedures in bilateral cases, redo-thoracoscopies for recurrence were excluded. Demographic characteristics, surgical indications, preoperative clinical findings/pneumothorax Light index values, postoperative visual analog scale (VAS) pain scores/chest tube duration, hospital stay/complications were analyzed. Mechanical pleurodesis was performed either by partial parietal pleurectomy or posterior hemithorax-based parietal pleural flap application. In pleural flap group, harvested flap strips were placed over stapler line. Results: Twenty one patients (5 females, 16 males) with mean age of 14.73±1.24 years were included. Nineteen patients presented with chest pain and/or dyspnea. Light index was 20–40% in four patients managed without chest tube drainage and >40% in seventeen patients requiring preoperative chest tube drainage. Surgery was performed after first episode in three patients because of persistent air leak and inadequate lung expansion, and after second episode in remaining patients. Partial parietal pleurectomy was performed in 11 patients and pleural flap application in 10 patients (postoperative follow-up periods were 48.45±46.3/30.01±7.26 months). Postoperative pain scores, chest tube duration, and length of hospital stay were comparable between the mechanical pleurodesis groups (p=0.424, p=0.368, and p=0.377, respectively). One patient in the partial pleurectomy group developed recurrent pneumothorax and required redo-thoracoscopy. Conclusions: We believe that parietal pleural flap application is effective technique that can be used in treatment of SP in children, with low complication rates.
Çocuklarda torakoskopik spontan pnömotoraks tedavisinde bül/blep rezeksiyonu sonrası plörodeze yeni bir bakış, stapler hattının pariyetal plevral flep şeritleri ile örtülmesi
Arda Boysan Oruç, Caner İsbir, Faruk Elhakan, Hakan Taşkınlar, Ali Naycı
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Mersin
Amaç: Spontan pnömotorakslı (SP) çocuklarda torakoskopik bül/blep rezeksiyonu sonrasında stapler hattının sentetik yamalar, fibrin glue ile örtülmesinin tedavi etkinliğini artırdığı bildirilmektedir. Bu çalışmada ise stapler hattının otolog olan pariyetal plevral flep ile örtülmesinin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Ocak 2016–Ocak 2026 tarihleri arasında SP nedeniyle torakoskopik bül/blep rezeksiyonu, mekanik plörodez uygulanan hastalar retrospektif incelendi. Eksik verisi bulunan olgular, bilateral hastaların kontralateral girişimleri ve nüks nedeniyle yapılan ikinci torakoskopiler dışlandı. Hastaların demografik özellikleri, cerrahi endikasyonları, preoperatif klinik bulguları/pnömotoraks Light indeksi değerleri, postoperatif vizüel analog skala (VAS) ağrı skorları (ilk 24 saat)/toraks tüpü kalış süresi/yatış süresi/komplikasyonları değerlendirildi. Mekanik plörodez yöntemi parsiyel pariyetal plevrektomi ve posterior hemitoraks tabanlı pariyetal plevral flep olarak iki grupta incelendi. Plevral flep grubunda apiko-lateral toraks duvarından elde edilen flep şeritleri stapler hattı üzerine örtüldü. Bulgular: Çalışmaya 21 hasta (5 kız/16 erkek) dahil edildi. Ortalama yaş 14.73±1.24 yıl idi. Hastaların preoperatif değerlendirmesinde 19’unda göğüs ağrısı ve/veya nefes darlığı mevcut iken, pnömotoraks Light indeksi 4 hastada %20–40 (preoperatif toraks tüpsüz izlem), 17 hastada %40’ın üzerinde (preoperatif toraks tüplü izlem) idi. Üç hastada persistan hava kaçağı ve yetersiz akciğer ekspansiyonu nedeniyle ilk atak sonrası, diğer hastalarda ise ikinci atak sonrası cerrahi uygulandı. Mekanik plörodez 11 hastada parsiyel pariyetal plevrektomi, 10 hastada pariyetal plevral flep ile gerçekleştirildi, postoperatif takip süreleri 48.45±46.3/30.01±7.26 aydı. Mekanik plörodez grupları arasında ağrı skoru, toraks tüpü kalış süresi ve yatış süresi açısından anlamlı fark saptanmadı (p=0.424/p=0.368/p=0.377). Parsiyel pariyetal plevrektomi grubunda bir hastada postoperatif 4. ayda nüks pnömotoraks gelişti. Stapler hattı komşuluğunda bül/blep tespit edilen hastaya redo-torakoskopi, bül/blep rezeksiyonu ve mekanik plörodez uygulandı. Sonuç: Pariyetal plevral flep uygulamasının, çocuklardaki SP tedavisinde düşük komplikasyon oranlarıyla kullanılabilecek etkin bir yöntem olduğunu düşünmekteyiz.

