Poster - 163
Does Redo First-Stage Traction Affect Outcomes After Staged Laparoscopic Traction Orchidopexy? A Long-Term Cohort Study
Mostafa Kotb
Alexandria Faculty of Medicine, Alexandria, Egypt
Background
Traction-suture slippage is a recognized technical complication of staged laparoscopic traction orchidopexy (SLTO) that may necessitate repetition of the first-stage traction procedure (redo S1). However, the impact of redo S1 on long-term anatomical and functional outcomes remains unclear. This study aimed to evaluate whether the need for redo S1 affects long-term outcomes following the Shehata technique.
Methods
A retrospective cohort study with predefined subgroup analysis was performed on children undergoing staged laparoscopic traction orchidopexy for high IAT. Patients were divided into two groups according to whether redo S1 was required because of traction-suture slippage. The primary outcome was composite surgical success, defined as achievement of a low- or mid-scrotal testicular position, testicular volume ratio ≥75% relative to the contralateral testis, and preserved Doppler vascularity. Secondary outcomes included final testicular position, testicular volume preservation, Doppler vascularity, and overall success rate.
Results
Among 120 testicular units, 16 (13.3%) required redo S1 because of traction-suture slippage, while 104 (86.7%) completed the standard two-stage protocol. Low- or mid-scrotal position was achieved in 14/16 (87.5%) testes in the redo group and 94/104 (90.4%) in the non-redo group (p=0.662). Preservation of testicular volume ratio ≥75% was observed in 12/16 (75.0%) and 88/104 (84.6%) testes, respectively (p=0.468). Preserved Doppler vascularity was maintained in the vast majority of patients, with no significant difference between groups (p=0.517). Requirement for redo S1 did not significantly influence the likelihood of achieving the predefined composite outcome of successful testicular position, preserved volume, and maintained vascularity.
Conclusions
Repetition of the traction stage did not adversely affect final testicular position, volume preservation, vascularity, or overall surgical success. These findings suggest that redo S1 represents an effective salvage strategy and that traction-suture slippage should be considered a technical rather than biological failure of SLTO.
Aşamalı Laparoskopik Traksiyon Orşiopeksi Sonrası Birinci Aşama Traksiyonun Tekrarlanması Sonuçları Etkiliyor mu? Uzun Süreli Bir Kohort Çalışması
Mostafa Kotb
Alexandria Faculty of Medicine, Alexandria, Egypt
Arka Plan
Traksiyon sütürünün kayması, evreli laparoskopik traksiyon orşiopeksisinin (SLTO) bilinen teknik komplikasyonlarından biridir ve birinci evre traksiyon işleminin tekrarlanmasını gerektirebilir. Ancak redo S1 gereksiniminin uzun dönem anatomik ve fonksiyonel sonuçlar üzerindeki etkisi net olarak bilinmemektedir. Bu çalışma, Shehata tekniği uygulanan hastalarda redo S1 gereksiniminin uzun dönem sonuçlar üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Yöntemler
Yüksek intraabdominal testis (IAT) nedeniyle evreli laparoskopik traksiyon orşiopeksisi uygulanan çocuklarda, önceden tanımlanmış alt grup analizini içeren retrospektif bir kohort çalışması gerçekleştirildi. Hastalar, traksiyon sütürünün kaymasına bağlı olarak redo S1 gerekip gerekmediğine göre iki gruba ayrıldı. Birincil sonlanım noktası, düşük veya orta skrotal testis pozisyonu, karşı taraf testisine göre ≥%75 testis hacim oranı ve korunmuş Doppler vaskülaritesinin birlikte sağlanması olarak tanımlanan bileşik cerrahi başarıydı. İkincil sonlanım noktaları arasında son testis pozisyonu, testis hacminin korunması, Doppler vaskülaritesi ve genel başarı oranı yer aldı.
Bulgular
Toplam 120 testis ünitesinin 16’sında (%13,3) traksiyon sütürünün kayması nedeniyle redo S1 uygulanırken, 104’ü (%86,7) standart iki aşamalı protokolü tamamladı. Düşük veya orta skrotal pozisyon redo grubunda 16 testisin 14’ünde (%87,5), redo gerekmeyen grupta ise 104 testisin 94’ünde (%90,4) elde edildi (p=0,662). Testis hacim oranının ≥%75 olarak korunması sırasıyla redo grubunda 12/16 (%75,0) ve redo gerekmeyen grupta 88/104 (%84,6) olguda gözlendi (p=0,468). Korunmuş Doppler vaskülaritesi her iki grupta da büyük çoğunlukta saptandı ve gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p=0,517). Redo S1 gereksinimi, başarılı testis pozisyonu, hacim korunumu ve devam eden vaskülariteden oluşan önceden tanımlanmış bileşik sonlanım noktasına ulaşma olasılığını anlamlı şekilde etkilemedi.
Sonuçlar
Traksiyon evresinin tekrarlanması, son testis pozisyonu, testis hacminin korunması, vaskülarite veya genel cerrahi başarı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip değildi. Bu bulgular, redo S1’in etkili bir kurtarma (salvage) stratejisi olduğunu ve traksiyon sütürünün kaymasının SLTO açısından biyolojik bir başarısızlıktan ziyade teknik bir başarısızlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.

