Case Report - 13
Recurrent Laryngeal Nerve Monitoring in H-Type Tracheoesophageal Fistula Repair in a Child with Unilateral Vocal Cord Paralysis: A Case Report
Kübra Öztürk Yüzdemir, Bekir Erdeve, Özlem Boybeyi, Tutku Soyer
Hacettepe University Faculty of Medicine Department of Pediatric Surgery
Aim: H-type tracheoesophageal fistula (TEF) repair carries a significant risk of recurrent laryngeal nerve (RLN) injury due to close anatomical proximity. In patients with pre-existing unilateral vocal cord paralysis (VCP), contralateral RLN injury can have dangerous airway consequences. Herein, a case was presented to discuss the efficacy of intraoperative nerve monitoring (IONM) in pediatric TEF repair.
Case Presentation: A 3-year-old girl admitted with recurrent respiratory infections since birth. Her past history revealed left VCP following patent ductus arteriosus ligation at 18 days of age. Flexible bronchoscopy revealed H-type TEF in posterior tracheal wall, distal to subglottic region. Given the critical importance of preserving the only functioning vocal cord, IONM was used during surgical repair. The fistula was catheterized via bronchoscopy to guide the fistula ligation. After placing the electrodes around size 4 endotracheal tube, via right cervical approach, RLN was successfully identified and meticulously preserved throughout dissection. Postoperatively, the patient developed mild hoarseness and liquid aspiration. Laryngoscopy revealed right vocal cord paresis with preserved movement and minimal arytenoid mobility, along with pre-existing left paralysis. Importantly, she maintained adequate phonation without significant respiratory distress. The mild paresis was managed conservatively with close observation. Postoperative esophagography confirmed fistula closure. Despite transient respiratory complications and feeding difficulties, airway protection was maintained. She was discharged in stable condition with multidisciplinary follow-up.
Conclusion: In patients with H-type TEF, IONM plays an important role in preventing RLN. It is particularly useful in patients with pre-existing unilateral vocal cord paralysis as it allows identification and preservation of the contralateral nerve. IONM should be considered as a standard practice in high-risk pediatric TEF cases.
Tek Taraflı Vokal Kord Paralizili Çocukta H-Tipi Trakeoözofageal Fistül Onarımında Rekürren Laringeal Sinir Monitörizasyonu: Olgu Sunumu
Kübra Öztürk Yüzdemir, Bekir Erdeve, Özlem Boybeyi, Tutku Soyer
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD
Amaç:
H-tipi trakeoözofageal fistül (TEF) onarımı, rekürren laringeal sinirin (RLS) anatomik yakınlığı nedeniyle önemli bir sinir yaralanması riski taşımaktadır. Önceden mevcut tek taraflı vokal kord paralizisi (VKP) bulunan hastalarda karşı taraf RLS yaralanması ciddi havayolu problemlerine yol açabilmektedir. Bu olgu sunumunda, pediatrik TEF onarımında intraoperatif sinir monitörizasyonunun (İOM) etkinliğinin tartışılması amaçlanmıştır.
Olgu Sunumu:
Üç yaşında kız hasta, doğumdan beri tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle başvurdu. Özgeçmişinde, yaşamının 18. gününde patent duktus arteriozus ligasyonu sonrası gelişen sol vokal kord paralizisi mevcuttu. Fleksibl bronkoskopide, subglottik bölgenin distalinde, trakeanın posterior duvarında yerleşimli H-tipi TEF saptandı. Fonksiyon gören tek vokal kordun korunmasının kritik önemi nedeniyle cerrahi onarım sırasında İOM kullanıldı. Fistül, ligasyon işlemini yönlendirmek amacıyla bronkoskopi eşliğinde kateterize edildi. Dört numara endotrakeal tüp etrafına elektrotlar yerleştirildikten sonra sağ servikal yaklaşımla cerrahi gerçekleştirildi. Rekürren laringeal sinir başarıyla tanımlandı ve diseksiyon boyunca titizlikle korundu.
Postoperatif dönemde hastada hafif ses kısıklığı ve sıvı aspirasyonu gelişti. Laringoskopide, önceden mevcut sol paraliziye ek olarak sağ vokal kordda hareketin korunduğu, minimal aritenoid mobilite ile uyumlu parezi saptandı. Buna rağmen hastanın fonasyonu yeterli düzeydeydi ve belirgin solunum sıkıntısı gelişmedi. Hafif parezi konservatif olarak yakın izlem ile yönetildi. Postoperatif özofagografi fistülün başarılı şekilde kapatıldığını doğruladı. Geçici solunumsal komplikasyonlar ve beslenme güçlüklerine rağmen havayolu korunabildi. Hasta, multidisipliner takip planlanarak stabil durumda taburcu edildi.
Sonuç:
H-tipi TEF hastalarında intraoperatif sinir monitörizasyonu, rekürren laringeal sinir yaralanmasının önlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle önceden mevcut tek taraflı vokal kord paralizisi bulunan olgularda, karşı taraf sinirin tanımlanması ve korunmasına olanak sağlaması nedeniyle oldukça yararlıdır. Bu nedenle İOM, yüksek riskli pediatrik TEF olgularında standart uygulama olarak değerlendirilmelidir.

