Poster - 5
The Effect of Surgical Intervention Before Pneumoperitoneum Appearance on Bowel Length in Necrotizing Enterocolitis
Hasan Madenci 1, Mustafa Temiz 1, Raşit Mertoğlu 1, Muhammed Said 1, Muhammet Akgül 1, Bünyamin Uzunoğlu 1, Burak Şahin 1, Sümeyye Şahin 1, Nuriye Emiroğlu 2, Canan Kocaoğlu 1
1 Necmettin Erbakan University Medicine Faculty, Department of Pediatric Surgery, Konya
2 Necmettin Erbakan University Medicine Faculty, Department of Pediatrics, Division of Neonatology, Konya
Aim: Necrotizing enterocolitis (NEC) is a critical disease causing high morbidity and mortality in preterm infants. Pneumoperitoneum is considered the primary indication for laparotomy in many centers. This study aimed to evaluate the appropriateness of surgical indications based on radiological and clinical findings other than pneumoperitoneum and their impact on clinical outcomes.
Methods: Medical records of 21 neonates diagnosed with suspected NEC between November 2024 and February 2026 were retrospectively reviewed. Fifteen patients underwent surgery, four were unoperated due to severe clinical deterioration, and two received conservative management. Operated patients were divided according to the presence or absence of pneumoperitoneum. Demographic characteristics, clinical findings, laboratory and imaging data, surgical procedures, and residual bowel length were analyzed and compared.
Results: The NEC incidence was 2.07%, with 38% overall mortality. Excluding four unoperated patients with severe comorbidities, mortality dropped to 23.5%. Pneumoperitoneum was detected in nine operated patients, whereas six had no pneumoperitoneum. All patients without pneumoperitoneum exhibited fixed bowel loops and abdominal distension; pneumatosis intestinalis was present in four and abdominal skin discoloration in three. Closed perforation was found in all patients intraoperatively. Three patients underwent multiple stoma formations, six ileostomies or jejunostomies, and six colostomies. The mean length of resected bowel was significantly greater in the pneumoperitoneum group (29.8 vs. 7.8 cm, p=0.032). CRP levels were also higher in this group (190 vs. 96 mg/L, p=0.058). No significant differences were observed in sodium levels, platelet count, acidosis, or mortality.
Conclusion: In NEC, surgical intervention may be warranted even in the absence of pneumoperitoneum when findings such as fixed bowel loops, pneumatosis intestinalis, and supportive biochemical markers are present. Greater bowel resection in patients with pneumoperitoneum suggests delayed intervention after clinical deterioration. Earlier surgery during the suspected NEC stage may reduce bowel loss and the risk of short bowel syndrome.
Nekrotizan Enterokolitte Pnömoperitoneum Beklemeden Cerrahi Müdahalenin Bağırsak Uzunluğuna Etkisi
Hasan Madenci 1, Mustafa Temiz 1, Raşit Mertoğlu 1, Muhammed Said 1, Muhammet Akgül 1, Bünyamin Uzunoğlu 1, Burak Şahin 1, Sümeyye Şahin 1, Nuriye Emiroğlu 2, Canan Kocaoğlu 1
1 Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Konya
2 Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Konya
Amaç: Nekrotizan enterokolit (NEK), özellikle prematüre bebeklerde görülen, yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkili ciddi bir hastalıktır. Birçok merkezde laparotomi için temel endikasyon pnömoperitoneum olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, pnömoperitoneum dışındaki radyolojik ve klinik bulgulara dayanılarak verilen cerrahi endikasyonların uygunluğunu ve klinik sonuçlar üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntem: Kasım 2024 ile Şubat 2026 tarihleri arasında şüpheli NEK tanısıyla izlenen 21 yenidoğanın tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastaların 15’i opere edilirken, 4’ü genel durumlarının kötü olması nedeniyle ameliyat edilemedi ve 2 hasta konservatif olarak takip edildi. Opere edilen hastalar pnömoperitoneum varlığına göre iki gruba ayrıldı. Demografik özellikler, klinik bulgular, laboratuvar ve görüntüleme verileri, uygulanan cerrahi yöntemler ve rezeksiyon sonrası kalan bağırsak uzunluğu analiz edilerek karşılaştırıldı.
Bulgular: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde NEK insidansı %2,07, genel mortalite oranı ise %38 olarak bulundu. Ağır komorbiditeleri nedeniyle ameliyat edilemeyen dört hasta dışlandığında mortalite oranı %23,5’e düştü. Opere edilen hastaların 9’unda pnömoperitoneum saptanırken, 6 hastada pnömoperitoneum yoktu. Pnömoperitoneum olmayan tüm hastalarda sabit dilate bağırsak ansı ve abdominal distansiyon mevcuttu; dört hastada pnömatozis intestinalis, üç hastada ise abdominal cilt renk değişikliği görüldü. Bu hastaların tamamında ameliyat sırasında kapalı perforasyon saptandı. Üç hastaya multipl stoma açılırken, altı hastaya ileostomi veya jejunostomi ve altı hastaya kolostomi uygulandı. Rezeke edilen bağırsak uzunluğu pnömoperitoneum grubunda anlamlı derecede daha fazlaydı (29,8 cm’ye karşı 7,8 cm; p=0,032). CRP düzeyleri de bu grupta daha yüksekti (190’a karşı 96 mg/L; p=0,058). Sodyum düzeyi, trombosit sayısı, asidoz ve mortalite açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı.
Sonuç: NEK’te, direkt grafilerde pnömoperitoneum bulunmasa bile sabit dilate bağırsak ansı, pnömatozis intestinalis ve destekleyici biyokimyasal belirteçlerin varlığında cerrahi müdahale düşünülebilir. Çalışmamız pnömoperitoneum bulunan hastalarda daha fazla bağırsak rezeksiyonu yapılması, cerrahi girişimin klinik kötüleşme sonrasına gecikmiş olabileceğini düşündürmektedir. Şüpheli NEK evresinde daha erken cerrahi müdahale, bağırsak kaybını ve kısa bağırsak sendromu riskini azaltabilir.

