TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 52

Comparison of Treatment Methods, Primarily Methylprednisolone Treatment and Hydrostatic Reduction, in Patients Diagnosed with Intussusception: The Experiences of One Center

Tuğba Acer-Demir 1, Lütfi Hakan Güney 2, Ayşe Gültekingil 3, Ender Fakıoğlu 2
1 Ankara Etlik City Hospital, Department of Pediatric Surgery
2 Department of Pediatric Surgery, Faculty of Medicine, Başkent University, Ankara, Turkey
3 Başkent University, Department of Pedaitrics

Aim: With the developing healthcare system, easy access to ultrasound and increased awareness among families, patients are now diagnosing intussusception earlier. This situation is also changing treatment approaches. In this study, we investigated the effectiveness of steroid treatment in patients with intussusception and compared it with standard treatments.

Methods: In this study, patients diagnosed with intussusception were divided into groups before (January 2009 – March 2020) and after (March 2020 – June 2026) steroid treatment project, and the distribution of patient characteristics and success rates of the applied treatment methods were retrospectively examined.

Results: A total of 113 intussusception patients who presented between January 2009 and March 2020, with an average age of 32.5 ± 30.0 months, were examined. These included 52 ileocolic (46.0%), 28 ileoileal (24.8%), 33 other types (colocolic or jejunojejunal) or unspecified types. A total of 168 patients were examined between March 2020 and June 2026, with an average age of 41.5 ± 32.5 months. These patients included 52 ileocolic (31.0%), 60 ileoileal (35.7%), 13 colocolic (7.7%), 40 other types (jejunojejunal) or unspecified types. All patients in the first group were hospitalized, while 19.8% of the second group were hospitalized.

The success rate was 79.6% with hydrostatic/pneumatic reduction for the ileocolic type, 66.6% with observation (total; 62.5% before 2020, 68.4% after 2020), and 84.2% with hydrostatic reduction for the ileoileal type. With a single dose of methylprednisolone, the success rates were 85.4% for the ileocolic type and 94.9% for the ileoileal type. Furthermore, in cases diagnosed with ileoileal intussusception via ultrasound, ileocolic intussusception was observed in 7 out of 17 patients (41.2%) who underwent hydrostatic reduction, and in three out of five patients who underwent surgical intervention.

Conclusions: Currently, in patients with intussusception diagnosed earlier, single, low-dose steroid therapy with no known side effects provides sufficient treatment instead of invasive treatments that involve risks of bowel perforation, sepsis, and radiation exposure, and are painful and distressing for the child. We believe that steroid treatment facilitates spontaneous resolution of intussusception by alleviating lymphoid hyperplasia and reducing edema in the segment through its anti-inflammatory properties.

İnvajinasyon Tanısı Alan Hastalarımızda, Başta Metilprednisolone Tedavisi ve Hidrostatik Redüksiyon Olmak Üzere, Tedavi Yöntemlerinin Karşılaştırılması: Bir Merkezin Tecrübeleri

Tuğba Acer-Demir 1, Lütfi Hakan Güney 2, Ayşe Gültekingil 3, Ender Fakıoğlu 2
1 Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği
2 Başkent Üniversitesi Çocuk Cerrahisi, Ankara
3 Başkent Üniversitesi, Pediatri AD

Amaç: Gelişen sağlık sistemi ile ultrasona kolayca ulaşabilmek ve ailelerin farkındalıklarının artması sonucu hastaların erken başvurmaları ile invajinasyon artık daha erken tanı almaktadır. Bu durum tedavi yaklaşımlarını da değiştirmektedir. Bu çalışmamızda invajinasyon hastalarında steroid tedavisinin etkinliğini araştırdık ve standart tedavilerle karşılaştırdık.

Yöntem: Bu çalışmada invajinasyon tanısı alan hastalar, steroid tedavisi projesi başlanmadan önce (Ocak 2009 – Mart 2020) ve sonraki (Mart 2020 – Haziran 2026) olarak gruplara ayrılarak, hasta özelliklerinin dağılımları ve uygulanan tedavi yöntemlerinin başarı oranları açısından retrospektif olarak incelenmiştir.

Bulgular: Ocak 2009 - Mart 2020 tarihlerinde başvurmuş, ortalama yaşı 32,5 ± 30,0 ay olan 52 ileokolik (%46,0), 28 ileoileal (%24,8), 33 tipi belirsiz artı diğer tiplerden (kolokolik veya jejunojejunal) oluşan grupla olan toplam 113 invajinasyon hastası incelenmiştir. Mart 2020 ile Haziran 2026 tarihlerinde başvurmuş, ortalama yaşı 41,5 ± 32,5 ay olan 52 ileokolik (%31,0), 60 ileoileal (%35,7), 13 (%7,7) kolokolik, 40 tipi belirsiz artı diğer tiplerden (jejunojejunal) oluşan grupla toplam 168 hasta incelenmiştir. İlk gruptaki hastaların tamamına yatış verilirken, ikinci grubun %19,8’i yatırılarak tedavi olmuştur.

Başarı oranı ileokolik tipte hidrostatik/pnömotik redüksiyon ile %79,6, ileoileal tipte izlem ile toplamda %66,6 (2020 öncesi %62,5, 2020 sonrası %68,4), hidrostatik redüksiyon ile %84,2 iken tek doz metilprednisolone tedavisi ile başarı oranları ileokolik tipte %85,4, ileoileal tipte %94,9 idi. Ayrıca, ultrason ile ileoileal invajinasyon tanısı alan vakalarında, hidrostatik redüksiyon uygulanan 17 hastanın 7'sinde (%41,2), cerrahi müdahale uygulanan beş hastanın üçünde ise ileokolik invajinasyon gözlemlenmiştir.

Sonuç: Günümüzde daha erken tanı alan invajinasyon hastalarında bağırsak perforasyonu, septisemi, radyasyon maruziyeti riskleri içeren ve çocuğa ağrılı ve sıkıntılı birer işlem olan girişimsel tedaviler yerine, bilinen bir yan etkisi olmayan tek ve düşük doz steroid tedavisi verilmesi yeterli oranda tedavi sağlamaktadır. Steroid tedavisinin anti-inflamatuar özellikleri ile lenfoid hiperplaziyi hafifleterek ve segmentteki ödemi azaltarak invajinasyonun kendiliğinden çözülmesini kolaylaştırdığını düşünüyoruz.

Close