Oral Presentation - 69
Association of Lichen Sclerosus et Atrophicus with Recurrent Labial Adhesions in Children
Aybegüm Kalyoncu Ayçenk 1, Hilayda Karakök Kışla 2, Havva Erdem 3, Hatice Erdi Şanlı 4
1 Ordu University Research and Training Hospital, Pediatric Surgery Department
2 Private Clinic
3 Ordu University Research and Training Hospital, Pathology Department
4 Ankara University, Dermatology Department
Çocuklarda Liken Sklerozis et Atrofikus ile Tekrarlayan Labial Adhezyonların İlişkisi
Aybegüm Kalyoncu Ayçenk 1, Hilayda Karakök Kışla 2, Havva Erdem 3, Hatice Erdi Şanlı 4
1 Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği
2 Dermatoloji Özel Klinik, Ordu
3 Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi, Patoloji Anabilim Dalı
4 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar A.B.D.
Amaç: Çocuklarda tekrarlayan labial adhezyonlar (LA) genellikle benign bir durum olarak kabul edilse de, tedaviye dirençli vakalar altta yatan bir inflamatuar hastalığı düşündürebilir. Bu çalışmanın amacı, çocuklarda liken sklerozus (LS) ile tekrarlayan LA arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.
Yöntem: Retrospektif kohort tasarımlı bu çalışmaya, Ocak 2021 - Haziran 2026 döneminde tekrarlayan LA nedeniyle başvuran 2-18 yaşlarında yirmi beş kız hasta dahil edildi. Sedasyon altında künt seperasyon uygulanan tüm hastalardan, bu işleme ek olarak ebeveyn onamları dahilinde, labium mukozal punch biyopsisi yapılıp patolojik materyal alındı. Demografik veriler, başvuru semptomları, geçirilmiş tedavi öyküsü, biyopsi sonuçları, vajinal sürüntü kültürleri, LS'ye yönelik tedaviler ve 1, 3 ve 6. ay kontrol vizitlerindeki klinik yanıtlar analiz edildi (Şekil 1.). İstatistiksel analizler SPSS Versiyon 25.0 kullanılarak gerçekleştirildi.
Bulgular: Başvuru anındaki yaş ortalaması 6.3 yıl olan yirmi beş hasta dahil edildi. Hastaların tümüne mukozal biyopsi uygulandı ve tüm hastalarda histopatolojik olarak doğrulanmış LS saptandı. LS tanısı doğrulanan hastaların başvuru semptomları sıklıkla tekrarlayan LA öyküsü ve topikal östrojen veya kortikosteroid tedavisine sınırlı yanıt şeklinde idi. Sıklıkla eşlik eden semptomlar arasında perineal kaşıntı, üriner şikayetler, kabızlık ve anal fissürler yer almaktaydı. Dokuz hastada remisyon sağlanırken, on iki hastanın topikal tedavisi devam etmekte, dört hastada ise fototerapi veya sistemik immünomodülatör tedaviye geçildi.
Sonuç: Çocuklarda tekrarlayan LA’lar, LS'in erken belirtisi olabilmektedir. Tekrarlayan LA tedavisinde tercih edilen cerrahi künt seperasyon işlemi esnasında sedasyon altında biyopsi yapılması, LS’in zamanında tanısının konulması ve hastalığa özgü uygun tedavi, takip yönetimini sağlar. Bu ilişkiye dair farkındalığın artması klinik sonuçları iyileştirebilir ve uzun vadeli morbiditeyi önleyebilir.

