Oral Presentation - 54
The role of atmospheric pressure changes in predicting the need for surgical intervention in children with primary spontaneous pneumothorax
Erol Can Külice 1, Kıvanç Fırat Dündar 2, Selim Demirezen 1, Neval Çelik 1, Hakan Aldemir 1, Efil Aydın Yıldırım 2, Abdurrahman Karaman 2, Güngör Karagüzel 2
1 University of Health Sciences Antalya Training and Research Hospital
2 Akdeniz University, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery, Antalya, Turkey
Objective:
Primary spontaneous pneumothorax is an important cause of morbidity in adolescents. This study aimed to investigate the association between meteorological factors, particularly atmospheric pressure changes, and the need for tube thoracostomy and major surgery, as well as to evaluate the predictive value of the lung volume/pneumothorax volume ratio measured by computed tomography.
Methods:
A retrospective analysis was performed on 63 adolescents diagnosed with PSP. Demographic characteristics, clinical findings, meteorological parameters (atmospheric pressure, PM-10, and SO₂), computer tomography-derived lung volume/pneumothorax volume ratios, and treatment outcomes were evaluated. Patients were classified into three groups according to treatment modality: conservative management, tube thoracostomy, and major surgery. Potential risk factors were assessed using univariate and multivariate logistic regression analyses.
Results:
The mean age was 16.27±1.15 years, and 79.4% of the patients were male. Multivariate analysis demonstrated that an increase in atmospheric pressure within 24 hours before symptom onset independently increased the risk of tube thoracostomy (OR=1.194). For major surgery, univariate analysis identified Δ3, Δ2, and Δ1 atmospheric pressure changes and the right lung volume/pneumothorax volume ratio as significant predictors. In multivariate analysis, only the atmospheric pressure change during the 24 hours preceding symptom onset remained an independent predictor of major surgery (OR=6.229, 95% CI:1.272–30.510, p=0.024). The right lung volume/pneumothorax volume ratio was lower in patients requiring major surgery and showed borderline significance (p=0.059). PM-10 and SO₂ levels were not associated with surgical outcomes.
Conclusions:
An increase in atmospheric pressure during the 24 hours preceding symptom onset is an independent predictor of both tube thoracostomy and major surgical intervention in adolescents with primary spontaneous pneumothorax. The right lung volume/pneumothorax volume ratio appears to be a promising radiological marker for predicting major surgery. Incorporating meteorological parameters into clinical assessment may improve risk stratification and treatment planning in primary spontaneous pneumothorax.
Primer spontan pnömotorakslı çocuklarda cerrahi gereksinimin öngörülmesinde hava basıncı değişimlerinin rolü
Erol Can Külice 1, Kıvanç Fırat Dündar 2, Selim Demirezen 1, Neval Çelik 1, Hakan Aldemir 1, Efil Aydın Yıldırım 2, Abdurrahman Karaman 2, Güngör Karagüzel 2
1 SBÜ Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği
2 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Antalya
Amaç:
Primer spontan pnömotoraks, adölesanlarda önemli morbiditeye neden olabilen bir klinik tablodur. Bu çalışmada, meteorolojik faktörlerin, özellikle hava basıncı değişimlerinin, tüp torakostomi ve majör cerrahi gereksinimi ile ilişkisinin değerlendirilmesi ve bilgisayarlı tomografi ile ölçülen akciğer hacmi/pnömotoraks hacmi oranının cerrahi gereksinimini öngörmedeki değerinin araştırılması amaçlandı.
Yöntem:
Retrospektif olarak PSP tanısı alan 63 adölesan hasta değerlendirildi. Demografik özellikler, klinik veriler, meteorolojik parametreler (hava basıncı, PM-10 ve SO₂), BT'den hesaplanan akciğer hacmi/pnömotoraks hacmi oranları ve tedavi sonuçları analiz edildi. Hastalar konservatif tedavi, tüp torakostomi ve majör cerrahi uygulanan olmak üzere üç gruba ayrıldı. Risk faktörleri tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri ile değerlendirildi.
Bulgular:
Hastaların yaş ortalaması 16,27±1,15 yıl olup %79,4'ü erkekti. Çok değişkenli analizde semptom başlangıcından önceki 24 saatte meydana gelen hava basıncı artışının tüp torakostomi gereksinimini bağımsız olarak artırdığı belirlendi (OR=1,194). Majör cerrahi açısından tek değişkenli analizde Δ3, Δ2 ve Δ1 hava basıncı değişimleri ile sağ akciğer hacmi/pnömotoraks hacmi oranı anlamlı bulundu. Çok değişkenli analizde yalnızca semptomdan önceki 24 saat içindeki hava basıncı değişimi bağımsız risk faktörü olarak saptandı (OR=6,229; %95 GA:1,272–30,510; p=0,024). Sağ akciğer hacmi/pnömotoraks hacmi oranı majör cerrahi grubunda daha düşük olup anlamlılık sınırına yakın bulundu (p=0,059). PM-10 ve SO₂ düzeyleri cerrahi gereksinimi ile ilişkili değildi.
Sonuç:
Semptom başlangıcından önceki 24 saatteki hava basıncı artışı, hem tüp torakostomi hem de majör cerrahi gereksinimi açısından bağımsız bir belirteçtir. Sağ akciğer için akciğer hacmi/pnömotoraks hacmi oranı ise majör cerrahi gereksinimini öngörmede umut vadeden bir radyolojik parametre olarak görünmektedir. Meteorolojik verilerin klinik değerlendirmeye dahil edilmesi primer spontan pnömotoraks yönetiminde risk sınıflandırmasını geliştirebilir.

