TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Video Presentation - 4

Treatment of a Duodenal Fistula Developing Following a Firearm Injury Using an Endoscopic Stent: An Alternative Approach to Surgery

Ayşe Nur Kübra Kılıç 1, Onursal Varlıklı 1, Turgay Şimşek 2, Hasan yılmaz 3, Mustafa Alper Akay 1, Semih Metin 1, Gülşen Ekingen Yıldız 1
1 Kocaeli University Medical Faculty Department of Pediatric Surgery
2 kocaeli university faculty of medicine department of general surgery
3 Kocaeli University Faculty of Medicine, Department of Gastroenterology

Introduction

Duodenal injuries, although infrequent, are highly morbid complications associated with penetrating abdominal trauma. If not identified during the initial surgical exploration, these injuries can result in severe complications, including delayed perforation, intra-abdominal collections, duodenal fistula formation. Recently, endoscopic procedures have emerged as significant minimally invasive treatment options, offering alternatives to repeated surgical interventions in appropriately selected patients.

Case

17year old female patient underwent emergency surgery for a firearm injury. During the initial exploration, primary repair was performed for the colon injuries, with no apparent perforations detected in the duodenum or pancreas. However, owing to persistent signs of infection and pathological material from the drainage in the postoperative period, a contrast-enhanced abdominal computed tomography scan was performed. The scan revealed multiple intra-abdominal collections extending to the right paracolic space and the area adjacent to the right psoas. On the 14th postoperative day, upper gastrointestinal endoscopy revealed suture material protruding into the lumen and purulent drainage from the second portion of the duodenum, indicative of a duodenal fistula. Consequently, endoscopic treatment was chosen over repeat surgery, and a covered duodenal stent was placed on the 19th postoperative day after the first surgery. Following this intervention, the patient exhibited significant improvement in clinical and laboratory findings and was discharged without complications on the 35th postoperative day after the second surgery. The stent was removed endoscopically after one month.

Discussion and Conclusion

Delayed diagnosis of duodenal injuries can increase morbidity and mortality risks. Repeat surgical interventions often present substantial technical challenges owing to anatomical complexities and an increased risk of complications. In selected patients, endoscopic stent placement offers an effective, safe, minimally invasive treatment for managing duodenal fistulas. This case illustrates that endoscopic stent placement can serve as an alternative approach, potentially reducing the need for repeat surgery in cases of duodenal fistulas.

Ateşli Silah Yaralanması Sonrası Gelişen Duodenal Fistülün Endoskopik Stent ile Tedavisi: Cerrahiye Alternatif Bir Yaklaşım

Ayşe Nur Kübra Kılıç 1, Onursal Varlıklı 1, Turgay Şimşek 2, Hasan yılmaz 3, Mustafa Alper Akay 1, Semih Metin 1, Gülşen Ekingen Yıldız 1
1 Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı
2 kocaeli üniversitesi tıp fakültesi genel cerrahi ana bilim dalı
3 kocaeli üniversitesi tıp fakültesi gastroenteroloji ana bilim dalı

Giriş

Duodenal yaralanmalar, penetran abdominal travmaların nadir görülen ancak yüksek morbidite ile seyreden komplikasyonları arasında yer almaktadır. İlk cerrahi eksplorasyon sırasında fark edilmeyen yaralanmalar; gecikmiş perforasyon, intraabdominal koleksiyon oluşumu ve duodenal fistül gelişimi gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Son yıllarda endoskopik girişimler, uygun şekilde seçilmiş olgularda tekrar cerrahiye alternatif, minimal invaziv tedavi seçenekleri olarak giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Olgu

On yedi yaşında kız hasta, ateşli silah yaralanması sonrası acil olarak operasyona alındı. İlk eksplorasyonda kolon yaralanmaları primer olarak onarıldı; duodenum ve pankreasa yönelik belirgin bir perforasyon saptanmadı. Postoperatif dönemde devam eden enfeksiyon bulguları ve drenajdan gelen patolojik içerik nedeniyle gerçekleştirilen kontrastlı batın bilgisayarlı tomografisinde, sağ parakolik alana ve sağ psoas komşuluğuna uzanan çoklu intraabdominal koleksiyonlar izlendi.

Postoperatif 14. günde gerçekleştirilen üst gastrointestinal sistem endoskopisinde, duodenum ikinci kıtasında lümene protrüde sütür materyali ve aynı bölgeden pürülan drenaj izlendi. Bulgular duodenal fistül ile uyumlu olarak değerlendirildi. Yeniden cerrahi girişim yerine endoskopik tedavi uygulanmasına karar verildi ve postoperatif 19. günde kaplı duodenal stent yerleştirildi. İşlem sonrasında hastanın klinik ve laboratuvar bulgularında belirgin düzelme gözlendi. Hasta postoperatif 35. günde komplikasyonsuz şekilde taburcu edildi. Stent, bir ay sonra endoskopik olarak sorunsuz şekilde çıkarıldı.

Tartışma ve Sonuç

Duodenal yaralanmalarda gecikmiş tanı, morbidite ve mortalite riskini artırabilmektedir. Tekrar cerrahi girişimler, anatomik zorluklar ve artmış komplikasyon riski nedeniyle önemli teknik güçlükler içerebilir. Uygun şekilde seçilmiş hastalarda endoskopik stent uygulaması, duodenal fistül kontrolünde etkili, güvenli ve minimal invaziv bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilebilir. Bu olgu, endoskopik stent uygulamasının duodenal fistüllerde tekrar cerrahi gereksinimini azaltabilecek alternatif bir yaklaşım olabileceğini göstermektedir.

Close