Oral Presentation - 42
Surgical approaches and long-term functional outcomes in girls with congenital H-type anovestibular fistula and a normally positioned anus
Abdurrahman Urve Uzun 1, Can İhsan Öztorun 2, Elif Emel Erten 3, Ahmet Ertürk 2, Müjdem Nur Azılı 2, Emrah Şenel 2
1 Gulhane Training and Research Hospital, Department of Pediatric Surgery
2 Ankara Yıldırım Beyazıt Unıversıty Medical Faculty Department of Pediatric Surgery
3 Ankara Bilkent City Hospital Department of Pediatric Surgery
Aim:
Congenital H-type ano-vestibular fistula with a normal anus is a rare anorectal malformation, and evidence guiding optimal surgical management remains limited. This study aimed to evaluate surgical approaches and long-term functional outcomes in a single-center cohort of female patients.
Methods:
Female patients treated for congenital H-type ano-vestibular fistula with a normal anus between January 2015- January 2026 were retrospectively reviewed. Demographics, associated anomalies, surgical approach, perioperative outcomes, and long-term bowel and urinary function were analyzed. Single-stage perineal excision with multilayer closure was performed in patients without active perineal infection, while staged repair with protective colostomy was reserved for those with severe inflammation. Descriptive statistics were used.
Results:
Ten girls underwent surgical repair at a median age of 25 months (range 1–54 months). Associated congenital anomalies were identified in seven patients (70%), predominantly involving the cardiac and urinary systems. Single-stage repair was successfully performed in eight patients (80%). Two patients required staged repair due to active perineal infection. No intraoperative complications occurred. Minor wound dehiscence developed in three patients and resolved with conservative management. During a median follow-up of 60 months (range 6–80 months), all patients achieved complete fecal and urinary continence, with no recurrence, constipation, or soiling.
Conclusions:
Selective single-stage perineal repair without routine colostomy provides excellent long-term anatomical and functional outcomes in girls with congenital H-type ano-vestibular fistula and a normal anus. Avoiding unnecessary diversion, when infection is absent, reduces surgical burden without compromising continence, supporting this approach as the preferred first-line strategy in specialized centers.
Normal yerleşimli anüsü bulunan konjenital H-tipi anovestibüler fistüllü kız çocuklarında cerrahi yaklaşımlar ve uzun dönem fonksiyonel sonuçları
Abdurrahman Urve Uzun 1, Can İhsan Öztorun 2, Elif Emel Erten 3, Ahmet Ertürk 2, Müjdem Nur Azılı 2, Emrah Şenel 2
1 Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği
2 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı
3 Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği
Normal anüsü bulunan konjenital H-tipi anovestibüler fistüllü kız çocuklarında cerrahi yaklaşımlar ve uzun dönem fonksiyonel sonuçlar: Tek merkez deneyimi
Amaç: Normal yerleşimli anüsün eşlik ettiği konjenital H-tipi anovestibüler fistül, nadir görülen bir anorektal malformasyondur. En uygun cerrahi tedavi yöntemine ilişkin kanıtlar halen sınırlıdır. Bu çalışmada, tek bir merkezde tedavi edilen kız hastalarda uygulanan cerrahi yaklaşımların ve uzun dönem fonksiyonel sonuçların değerlendirilmesi amaçlandı.
Yöntem: Ocak 2015–Ocak 2026 tarihleri arasında normal anüsün eşlik ettiği konjenital H-tipi anovestibüler fistül nedeniyle tedavi edilen kız hastaların verileri retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, eşlik eden anomalileri, uygulanan cerrahi yaklaşım, perioperatif sonuçları ve uzun dönem bağırsak ve üriner işlevleri değerlendirildi. Aktif perineal enfeksiyonu bulunmayan hastalara tek aşamalı perineal eksizyon ve çok katlı kapatma uygulandı. Şiddetli perineal inflamasyonu bulunan hastalarda ise koruyucu kolostomi ile aşamalı cerrahi tedavi tercih edildi. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanıldı.
Bulgular: On kız hastaya medyan 25 aylıkken (aralık: 1–54 ay) cerrahi onarım uygulandı. Hastaların yedisinde (%70), ağırlıklı olarak kardiyak ve üriner sistemleri ilgilendiren eşlik eden konjenital anomaliler saptandı. Sekiz hastada (%80) tek aşamalı onarım başarıyla gerçekleştirildi. Aktif perineal enfeksiyon nedeniyle iki hastaya aşamalı cerrahi onarım uygulandı. Hiçbir hastada intraoperatif komplikasyon gelişmedi. Üç hastada minör yara ayrışması görüldü ve bu hastaların tamamı konservatif tedaviyle iyileşti. Medyan 60 aylık (aralık: 6–80 ay) takip süresince tüm hastalarda tam fekal ve üriner kontinans sağlandı. Hiçbir hastada nüks, konstipasyon veya dışkı bulaşması görülmedi.
Sonuç: Normal anüsü bulunan konjenital H-tipi anovestibüler fistüllü kız çocuklarında, uygun hasta seçimiyle koruyucu kolostomi uygulanmadan gerçekleştirilen tek aşamalı perineal onarım, başarılı uzun dönem anatomik ve fonksiyonel sonuçlar sağlamaktadır. Aktif enfeksiyon bulunmayan hastalarda gereksiz fekal diversiyondan kaçınılması, kontinans sonuçlarını olumsuz etkilemeden cerrahi yükü azaltmaktadır. Bu bulgular, deneyimli merkezlerde tek aşamalı perineal onarımın ilk tercih edilen cerrahi yaklaşım olarak uygulanabileceğini desteklemektedir.

