Oral Presentation - 75
Long-Term Outcomes of Patients Operated on for Choledochal Cysts During Childhood: From Childhood to Adulthood
Gizem Korkmaz, Özlem Boybeyi, Tutku Soyer
Hacettepe University Faculty of Medicine Department of Pediatric Surgery
Aim: This retrospective study aimed to evaluate the long-term clinical outcomes, late postoperative complications, need for reintervention, and gastrointestinal health-related quality of life in adolescents and young adults who underwent surgical treatment for choledochal cysts (CCs) during childhood.
Methods: Medical records of patients treated for CCs at our institution over the past 20 years were retrospectively reviewed. Demographic characteristics, presenting symptoms, diagnostic modalities, surgical outcomes, postoperative complications, and CC-related hospital admissions were analyzed. Adult patients completed the Turkish version of the PedsQL Gastrointestinal Symptoms Scale for young adults and adults, consisting of 58 items across 10 domains. Scores were transformed to a 0–100 scale, with higher scores indicating better gastrointestinal health-related quality of life.
Results: A total of 41 patients with available follow-up data were included, of whom 25 (61%) had reached adulthood. The median age at follow-up was 19 years (range, 1–34 years), and the median age at surgery was 5 years (range, 1–15 years). Thirty-two patients had Type I CCs and nine had Type IV CCs. The most common presenting symptoms were abdominal pain with vomiting (63.8%), followed by jaundice and acholic stools (29.3%). Preoperative medical treatment was administered in 24% of patients. The most frequently used diagnostic modalities were ultrasonography (98%) and magnetic resonance cholangiopancreatography (59%). Intraoperative complications occurred in 4.9% of patients, while postoperative complications were observed in 14.6%. During long-term follow-up, 24% of patients required hospital admission related to previous CC surgery, and 12% underwent additional interventional or surgical procedures. Intermittent abdominal pain was the most common long-term symptom (12%). Quality-of-life assessment demonstrated that most patients reported no significant gastrointestinal complaints. However, among survey respondents, 40% reported constipation, 30% experienced heartburn or chest pain, 20% reported abdominal pain and excessive gas, and 10% reported abdominal pain during meals or avoided certain foods and beverages because of gastrointestinal discomfort.
Conclusion: Although long-term surgical outcomes after childhood CC repair are generally favorable, gastrointestinal symptoms, hospital readmissions, and the need for further interventions may persist into adulthood. These findings support the importance of structured, multidisciplinary, lifelong follow-up programs that facilitate the transition from pediatric to adult healthcare.
Çocukluktan Erişkinliğe Koledok Kisti Nedeni ile Opere Olan Olguların Uzun Dönem Sonuçları
Gizem Korkmaz, Özlem Boybeyi, Tutku Soyer
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD
Amaç: Çocukluk çağında koledok kisti (KK) nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastaların genç- erişkin dönemdeki uzun dönem klinik sonuçlarını, geç postoperatif komplikasyonlarını, yeniden girişim gereksinimini ve gastrointestinal sistemle ilişkili yaşam kalitesini değerlendirmek üzere geriye dönük bir çalışma planlanmıştır.
Yöntem: Kliniğimizde son 20 yılda KK nedeniyle tedavi edilen olguların demografik özellikleri, başvuru yakınmaları, tanısal yöntemleri, cerrahi tedavi sonuçları, komplikasyonlar ve KK ile ilişkili hastane başvuruları geriye dönük olarak incelendi. Erişkin hastalara, 58 madde ve 10 alt boyuttan oluşan PedsQL Gastrointestinal Semptom Ölçeği’nin genç ergen ve erişkinler için Türkçe uyarlaması uygulandı. Likert ölçeğinde elde edilen puanlar 0–100 arasında dönüştürülerek yüksek puan daha iyi yaşam kalitesini gösterecek şekilde değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya verilerine ulaşılan 41 olgu dahil edildi; bunların 25’i (%61) erişkin yaş grubundaydı. Yaş ortancası 19 (1–34) yıl, ameliyat yaşı ortancası ise 5 (1–15) yıl idi. Olguların 32’si Tip-I, 9’u ise Tip-IV KK idi. En sık başvuru yakınmaları karın ağrısı ve kusma (%63,8), sarılık ve akolik gaita (%29,3) idi. Olguların %24’üne medikal tedavi uygulanmış, en sık kullanılan tanısal yöntemler ultrasonografi (%98) ve MRKP (%59)’dir. Peroperatif komplikasyon olguların %4,9’unda, postoperatif komplikasyon ise %14,6’sında izlendi. İzlemde %24 olguda geçirilmiş KK cerrahisi ile ilişkili hastane başvurusu, %12’sinde ise girişimsel işleme gerek duyulmuştur. En sık uzun dönem yakınma aralıklı karın ağrısıydı (%12). Yaşam kalitesi değerlendirmesinde olguların önemli bir kısmında gastrointestinal sistem yakınması bulunmazken ankete katılan olgulardan %40’ında kabızlık, %30’u yanma/göğüs ağrısı, %20’si karın ağrısı ve gaz yakınmaları, %10’u beslenme sırasında karın ağrısı ve bazı besin-içeceklerde rahatsızlık olması nedeni ile kısıtlı tükettiğini rapor etmişlerdir.
Sonuç: Çocukluk çağında KK nedeniyle opere edilen hastalarda uzun dönem cerrahi sonuçlar genel olarak başarılı olmakla birlikte, erişkin dönemde gastrointestinal semptomlar, yeniden hastane başvuruları ve cerrahi gereksinim devam edebilmektedir. Bu bulgular, çocukluktan erişkinliğe geçişi kapsayan yapılandırılmış, multidisipliner ve yaşam boyu izlem programlarının gerekliliğini desteklemektedir.

