TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 13

Beyond Meconium Ileus: Hidden Diagnoses and Unexpected Outcomes in Neonates with Meconium-Related Intestinal Obstruction

Merve Duman Küçükkuray 1, İbrahim Karaman 1, Dilek Dilli 2, Nihan Sağsöz 1, Ayşe Karaman 1
1 University of Health Sciences, Ankara Etlik City Hospital, Children Hospital, Department of Pediatric Surgery, Ankara
2 University of Health Sciences Turkey, Ankara Etlik City Hospital, Department of Neonatology

Aim

Meconium-related intestinal obstruction comprises a heterogeneous group of disorders ranging from transient functional obstruction to conditions requiring extensive surgical intervention. We aimed to evaluate clinical diversity, associated pathologies, management strategies, and outcomes of neonates presenting with meconium-related obstruction.

Methods

The medical records of neonates diagnosed with meconium-related intestinal obstruction were retrospectively reviewed. Demographic characteristics, associated anomalies, therapeutic interventions, operative findings, genetic analyses, and clinical outcomes were analyzed.

Results

Eighteen neonates were identified, including 16 with meconium ileus (MI) and 2 with meconium plug syndrome. Five patients presented with complicated MI, with operative findings including type IV jejunal atresia, segmental ileal ischemia, perforated appendicitis, and ileal perforation. Complicated MI was associated with lower gestational age and birth weight (p < 0.05), and 80% of affected patients were male.

Three patients achieved decompression following contrast enema, whereas both patients with meconium plug syndrome responded to rectal irrigation alone. Most remaining patients required surgical intervention. Pathogenic CFTR variants were identified in four patients. Notably, two patients who initially improved after successful decompressive treatment were subsequently diagnosed with Hirschsprung disease on rectal biopsy. Overall mortality occurred in three patients, including one extremely premature infant, one patient with complicated MI, and one patient who developed postoperative adhesive bowel obstruction requiring reoperation.

Conclusions

The resolution of meconium obstruction does not necessarily mark the end of the diagnostic journey. Clinically important underlying disorders may remain concealed despite successful decompression, while prematurity and low birth weight appear to increase the likelihood of a complicated course. These findings support continued evaluation beyond initial treatment, particularly when recovery deviates from the expected pattern.

Mekonyum İleusunun Ötesi: Mekonyumla İlişkili Bağırsak Obstrüksiyonu Olan Yenidoğanlarda Gizli Tanılar ve Beklenmeyen Sonuçlar

Merve Duman Küçükkuray 1, İbrahim Karaman 1, Dilek Dilli 2, Nihan Sağsöz 1, Ayşe Karaman 1
1 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği
2 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Yenidoğan Kliniği

Amaç: Mekonyumla ilişkili bağırsak obstrüksiyonu, geçici fonksiyonel obstrüksiyondan ciddi cerrahi müdahale gerektiren durumlara kadar uzanan heterojen bir bozukluk grubunu içerir. Bu çalışmada, mekonyumla ilişkili obstrüksiyon ile başvuran yenidoğanların klinik çeşitliliğini, ek patolojilerini, yönetim stratejilerini ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçladık.

Yöntem

Mekonyumla ilişkili bağırsak obstrüksiyonu tanısı konulan yenidoğanların tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelendi. Demografik özellikler, ek anomaliler, terapötik müdahaleler, ameliyat bulguları, genetik analizler ve klinik sonuçlar analiz edildi.

Bulgular

16'sı mekonyum ileusu (MI) ve 2'si mekonyum tıkaç sendromu olan 18 yenidoğan tespit edildi. Beş hastada, tip IV jejunal atrezi, segmental ileal iskemi, perfore apandisit ve ileal perforasyon gibi ameliyat bulgularıyla birlikte komplike MI görüldü. Komplike MI, daha düşük gebelik yaşı ve doğum ağırlığı ile ilişkiliydi (p<0,05) ve etkilenen hastaların %80'i erkekti.

Üç hastada kontrastlı lavman sonrası tam dekompresyon sağlandı, mekonyum tıkaç sendromu olan iki hastada ise sadece rektal irrigasyon ile pasaj açıldı. Geri kalan hastaların çoğu cerrahi müdahaleye ihtiyaç duydu. Dört hastada patojenik CFTR varyantları tespit edildi. Özellikle, başarılı dekompresif tedaviden sonra başlangıçta iyileşme gösteren iki hastaya daha sonra rektal biyopsi ile Hirschsprung hastalığı tanısı konuldu. Genel olarak üç hastada ölüm meydana geldi; bunlardan biri aşırı prematüre bir bebek, biri komplike MI olan bir hasta ve biri de ameliyat sonrası brid ileus nedeniyle yeniden ameliyat gerektiren bir hastaydı.

Sonuç

Mekonyum obstrüksiyonunun çözülmesi, tanı yolculuğunun sonu anlamına gelmez. Klinik olarak önemli altta yatan bozukluklar, başarılı dekompresyona rağmen gizli kalabilirken, prematürelik ve düşük doğum ağırlığı, komplike bir seyir olasılığını artırıyor gibi görünmektedir. Bu bulgular, özellikle klinik seyir beklenenden farklı ilerlediğinde, ilk tedavi sonrasında da tanısal değerlendirmelerin devam ettirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Close