Oral Presentation - 78
Staged Management of Iatrogenic Bile Duct Injury Following Surgery for an Intra-abdominal Cystic Mass in Early Infancy: A Case Report
Arzu Asadzade İşler 1, Murat Aşık 2, Gonca Gerçel 1, Furkan Ersoy 1, Fatih Büyüker 3, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa 1
1 Department of Pediatric Surgery, Istanbul Medeniyet University, Faculty of Medicine, Goztepe Prof Dr Suleyman Yalcin City Hospital, Istanbul
2 Istanbul Medeniyet University, Faculty of Medicine, Goztepe Prof Dr Suleyman Yalcin City Hospital, Department of Radiology, Istanbul
3 Istanbul Medeniyet University, Faculty of Medicine, Goztepe Prof. Dr. Suleyman Yalcın City Hospital, Department of General Surgery, Istanbul
Introduction: Iatrogenic bile duct injuries are extremely rare in neonates and young infants but may cause substantial morbidity. Early diagnosis, controlled biliary drainage, detailed anatomical assessment, and timely biliary-enteric reconstruction are the mainstays of treatment. We present the staged management of an infant with an iatrogenic bile duct injury.
Case Presentation: A 1.5-month-old girl weighing 3 kg was referred because of bile drainage from an abdominal drain. At one month of age, she had undergone laparotomy and cyst excision at another center for an intra-abdominal cystic mass presumed to be a mesenteric cyst. Relaparotomy with abdominal drain placement was subsequently performed because of postoperative abdominal distension and jaundice. Re-evaluation of the preoperative imaging at our institution showed a cystic lesion at the porta hepatis causing compression and intrahepatic biliary dilatation. On admission, the patient had acholic stools, and the total bilirubin level in the abdominal drain fluid was 12.06 mg/dL. Magnetic resonance cholangiopancreatography demonstrated intrahepatic biliary dilatation, irregularity of the common bile duct, and a biliary fistulous tract extending into the peritoneal cavity. Following multidisciplinary discussion, percutaneous transhepatic cholangiography was performed and a transhepatic biliary drainage catheter was inserted. Externally drained bile was returned enterally through a nasogastric tube, while breast-milk feeding was continued. Stool color normalized, abdominal drainage decreased, and the intra-abdominal collection regressed. Histopathological re-evaluation of the excised cyst revealed foamy histiocytes containing bile pigment, suggesting a biliary origin. Three months after admission, when the patient weighed 5.4 kg, definitive surgery was performed. Exploration confirmed a Strasberg type E bile duct injury. Cholangiography through the transhepatic catheter showed no distal passage, and Roux-en-Y hepaticojejunostomy was performed. At three years, the patient remains asymptomatic, with height and weight around the 50th percentile.
Conclusion: Congenital biliary anomalies should be considered in young infants with cystic lesions at the porta hepatis. The primary lesion was most likely a choledochal cyst. Percutaneous biliary drainage with enteral bile replacement allowed inflammation to subside and provided time for delayed reconstruction. This staged approach may offer a safe and effective treatment strategy in small infants.
Erken infantta intraabdominal kistik kitle cerrahisi sonrası gelişen iyatrojenik safra yolu yaralanmasının aşamalı yönetimi: olgu sunumu
Arzu Asadzade İşler 1, Murat Aşık 2, Gonca Gerçel 1, Furkan Ersoy 1, Fatih Büyüker 3, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa 1
1 İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göztepe Prof Dr Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul
2 İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göztepe Prof Dr Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, Radyoloji Anabilim Dalı, İstanbul
3 İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, İstanbul
Giriş: İyatrojenik safra yolu yaralanmaları yenidoğan ve erken infant döneminde son derece nadirdir ancak ciddi morbiditeye yol açabilir. Erken tanı, kontrollü biliyer drenaj, ayrıntılı anatomik değerlendirme ve uygun zamanda gerçekleştirilen biliyoenterik rekonstrüksiyon tedavinin temelini oluşturur. Bu yazıda, iyatrojenik safra yolu yaralanması saptanan bir infantın aşamalı yönetimi sunuldu.
Olgu Sunumu: Bir buçuk aylık, 3 kg ağırlığında kız hasta, batın dreninden safra gelmesi nedeniyle kliniğimize sevk edildi. Bir aylıkken kabızlık ve karın distansiyonu nedeniyle başvurduğu dış merkezde intraabdominal kistik kitle saptanmış, “mezenter kisti” ön tanısıyla laparotomi ve kist eksizyonu uygulanmıştı. Postoperatif dönemde gelişen karın distansiyonu ve sarılık nedeniyle relaparotomi yapılmış ve batın dreni yerleştirilmişti. Preoperatif görüntülemelerin kurumumuzda yeniden değerlendirilmesinde, porta hepatis düzeyinde bası oluşturan ve intrahepatik safra yollarında dilatasyona neden olan kistik lezyon izlendi. Kabulünde akolik gaitası bulunan hastanın batın dren sıvısındaki total bilirubin düzeyi 12,06 mg/dL idi. MRCP’de intrahepatik safra yollarında dilatasyon, koledok düzeyinde düzensizlik ve peritoneal boşluğa uzanan biliyer fistül traktı saptandı. Multidisipliner konsey kararıyla perkütan transhepatik kolanjiyografi (PTK) ile transhepatik biliyer drenaj kateteri yerleştirildi. Drenden dışarı alınan safra, nazogastrik yolla enteral sisteme geri verildi ve hasta anne sütüyle beslenerek takibe alındı. İzlemde gaita rengi normale döndü, batın drenajı azaldı ve kontrol görüntülemelerinde intraabdominal koleksiyon geriledi. İlk ameliyatta eksize edilen kistik yapının kurumumuzdaki patolojik incelemesinde, safra pigmenti içeren köpüksü histiositlerin görülmesi biliyer kökeni düşündürdü. Hasta, yatışından üç ay sonra, 5,4 kg ağırlığa ulaştığında definitif cerrahiye alındı. Eksplorasyonda Strasberg tip E yaralanma doğrulandı. PTK aracılığıyla yapılan kolanjiyografide distale geçiş izlenmemesi üzerine Roux-en-Y hepatikojejunostomi gerçekleştirildi. Hasta ameliyat sonrası 3. yılında olup, takibi sorunsuzdur. Boy ve ağırlık gelişimi 50. persentildedir.
Sonuç: Erken infant döneminde porta hepatis ile ilişkili kistik lezyonlarda konjenital biliyer anomaliler cerrahi öncesinde mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Sunulan hastanın primer tanısının koledok kisti olması muhtemeldir. Hasta yaş ve tartısının çok düşük olmasına karşın başarılı gerçekleştirilen perkütan biliyer drenaj ve devamında safranın enteral geri verilmesi, karın içinin yatışması ve sekonder bir cerrahinin gerçekleştirilebilmesi için süre sağlamıştır. Bu yolla uygulanan geciktirilmiş rekonstrüksiyon, küçük infantlarda güvenli ve etkili bir aşamalı tedavi yaklaşımıdır.

