TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Oral Presentation - 25

Outcomes of percutaneous endoscopic gastrostomy performed without concomitant fundoplication: A single-center retrospective study

Sinem Aydöner, Büşra Murat Aksözek, Gökçe Akyol, Gonca Gerçel, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa
Istanbul Medeniyet University, Faculty of Medicine, Goztepe Prof. Dr. Suleyman Yalcın City Hospital, Department of Pediatric Surgery, Istanbul

Aim: To determine the need for subsequent anti-reflux surgery in children who underwent percutaneous endoscopic gastrostomy (PEG) alone for feeding difficulties.

Methods: Medical records of patients who underwent PEG between 2005 and 2025 were retrospectively reviewed. Indications for PEG, preoperative evaluation for gastroesophageal reflux (GER), and the need for anti-reflux surgery during follow-up were analyzed. Patients who underwent PEG during or after anti-reflux surgery were excluded.

Results: A total of 386 patients (219 males, 57%; median age: 3 years, range: 15 days–18 years) were included. Underlying diagnoses were chronic neurological disorders (60%), metabolic diseases (16%), traumatic brain injury (11%), malignancies (5%), cardiac malformations (3%), neuromuscular diseases (2%), chronic kidney disease (2%), and cleft palate (1%). Based on clinical assessment, 249 patients (65%) required no preoperative GER evaluation. The remaining 137 (35%) underwent 24-hour pH monitoring (n=117), reflux scintigraphy (n=46), upper gastrointestinal contrast study (n=38), and/or pH-impedance monitoring (n=1). Eighty-five patients underwent one, 44 underwent two, and 11 underwent three diagnostic tests because of persistent clinical suspicion. Follow-up was <6 months in 61 patients (16%), while 127 (33%) were lost to follow-up. The remaining 198 patients were followed for a median of 21 months (range: 6–142). Anti-reflux surgery was required in 11 patients (6%) at a median of 8 months (range: 1–73) after PEG placement. Seven (64%) had chronic neurological disorders. Indications for surgery were recurrent aspiration pneumonia (n=4) and persistent vomiting or feeding intolerance (n=7). Six of these patients (55%) had undergone preoperative GER evaluation, all with negative results.

Conclusion: Routine concomitant anti-reflux surgery at the time of PEG remains controversial, particularly in children with chronic neurological disorders. In this cohort, only a small proportion of patients required subsequent anti-reflux surgery. These findings support an individualized approach based on careful clinical assessment and selective reflux testing rather than routine concomitant fundoplication, thereby avoiding unnecessary surgical morbidity in this vulnerable population.

Eşzamanlı fundoplikasyon yapılmaksızın gerçekleştirilen perkütan endoskopik gastrostomi’nin sonuçları: Tek merkezli retrospektif bir çalışma

Sinem Aydöner, Büşra Murat Aksözek, Gökçe Akyol, Gonca Gerçel, Çiğdem Ulukaya Durakbaşa
İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul

Amaç: Beslenme güçlüğü nedeniyle yalnızca perkütan endoskopik gastrostomi (PEG) uygulanan hastaların, takiplerinde gastroözofageal reflüye (GÖR) yönelik cerrahi ihtiyacının belirlenmesi amaçlandı.

Yöntem: 2005-2025 yıllarına ait dosya kayıtları geriye dönük tarandı. PEG uygulama endikasyonları, girişim öncesi GÖR’e yönelik tetkikler ve sonuçları, PEG sonrası antireflü cerrahi uygulamaları değerlendirildi. Antireflü cerrahi sırasında veya sonrasında PEG uygulanan hastalar çalışmaya dahil edilmedi.

Bulgular: Ortanca yaşı 3 (15 gün -18 yıl) yıl olan 386 hastanın 219’u (%57) erkek ve 167’si (%43) kızdı. Primer tanı, kronik nörolojik hastalık (n=229, %60), metabolik hastalık (n=59, %16), travmatik beyin hasarı (n=41, %11), onkolojik hastalık (n=21, %5), kardiyak malformasyon (n=13, %3), kas hastalığı (n=9, %2), kronik böbrek yetmezliği (n=9, %2) ve yarık damaktı (n=5, %1). Ayrıntılı sorgulama ile 249 (%65) hastada PEG öncesi GÖR’e yönelik tetkik yapılmasına gerek görülmedi. Kalan 137 (%35) hastada 24 saatlik pH monitorizasyonu (n=117), GÖR sintigrafisi (n=46), ÖMD (n=38) ve/veya pH impedans (n=1) yapıldı. 85 hastada yalnızca 1 tetkik yapılırken, kuvvetli şüphe nedeniyle, 44 hastada 2 tetkik ve 11 hastada 3 tetkik yapıldı. Takip bilgisine son poliklinik kaydına göre bakıldığında, 61 (%16) hastanın takip süresi 6 aydan kısaydı ve 127’si (%33) takipsizdi. Kalan 198 (%51) hasta ortanca 21 (6-142) ay takip edilmişti. Takipli hastaların 11’ine (%6) PEG uygulanmasından ortanca 8 (1-73) ay sonra antireflü cerrahi yapıldı. Bunların 7’sinde (%64) primer tanı, kronik nörolojik hastalıktı. Cerrahi endikasyonu, 4‘ünde sık aspirasyon pnömonisi geçirmesi ve 7’sinde kusma/entolerans nedeniyle yeterli beslenmenin sağlanmamasıydı. Bu hastaların 6’sına (%55) PEG öncesi GÖR tetkiki yapılmıştı ve reflü saptanmamıştı.

Sonuç: PEG ile eş zamanlı rutin antireflü cerrahisi, özellikle kronik nörolojik hastalığı bulunan çocuklarda tartışmalı ve yeterince irdelenmemiş bir yaklaşımdır. Bu çalışmada, PEG sonrasında antireflü cerrahi sınırlı sayıda hastada gerekli olmuştur. Elde edilen veriler, eş zamanlı antireflü cerrahisi kararının rutin olarak değil, ayrıntılı klinik değerlendirme ve seçilmiş hastalarda reflüye yönelik incelemeler doğrultusunda bireyselleştirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Yüksek morbidite ve mortalite riski taşıyan çocuklarda gereksiz ek cerrahi travmadan kaçınılması önemlidir.

Close