Poster - 7
Successful Management of Abdominal Compartment Syndrome With a Silo Following Congenital Diaphragmatic Hernia Repair: A Case Report
Turgay Coşkun, Süleyman Sertkaya, Esra Özçakır, Mete Kaya
University of Health Sciences, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery
Objective
Congenital diaphragmatic hernia (CDH) is associated with high morbidity and mortality due to pulmonary hypoplasia and pulmonary hypertension. In patients with large defects, tight primary abdominal closure following visceral reduction may lead to abdominal compartment syndrome (ACS). This case report presents the successful management of ACS using a silo following CDH repair.
Case Presentation
A female infant diagnosed antenatally with left-sided CDH at 22 weeks of gestation was born at 37 weeks and 6 days, weighing 2,550 g, and was intubated in the delivery room without bag-mask ventilation. As she was clinically stable and showed no signs of early postnatal pulmonary hypertension, laparotomy was performed through a left supraumbilical transverse incision on the first postnatal day. The left hepatic lobe, stomach, spleen, and the entire small and large intestines were reduced from the left hemithorax into the abdomen. Because the diaphragmatic rims were insufficiently developed, the defect was repaired using a polypropylene patch. A Ladd procedure was also performed for associated intestinal malrotation. At the sixth postoperative hour, abdominal distension, impaired peripheral perfusion, and oliguria developed. ACS was suspected, and relaparotomy was performed. The viscera causing increased intra-abdominal pressure were placed in a silo for temporary abdominal closure. Following decompression, lower-extremity perfusion improved and urine output increased to 2.3 mL/kg/h. The silo was tightened daily to achieve gradual visceral reduction. On day 6, all abdominal viscera were reduced, and the abdominal wall was closed primarily in anatomical layers. The patient was extubated on postoperative day 22, transitioned to room air on day 36, and discharged on day 39. At the 60-day follow-up, she had no respiratory distress, her chest radiograph was normal, and no hernia recurrence was detected.
Conclusion
In large-defect CDH, tight primary abdominal closure may be physiologically intolerable and cause ACS, even when anatomically feasible. Early postoperative abdominal distension, oliguria, and impaired peripheral perfusion are warning signs of ACS. Prompt abdominal decompression followed by staged closure using a silo can restore organ perfusion and may represent a lifesaving treatment option.
Doğumsal diyafragma hernisi onarımı sonrası gelişen abdominal kompartman sendromunun silo ile başarılı yönetimi: olgu sunumu
Turgay Coşkun, Süleyman Sertkaya, Esra Özçakır, Mete Kaya
Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Bursa, Türkiye.
Amaç
Doğumsal diyafragma hernisi (DDH), pulmoner hipoplazi ve pulmoner hipertansiyon nedeniyle yüksek morbidite ve mortalite riski taşıyan bir anomalidir. Büyük defektlerde organların redüksiyonu sonrası gergin primer abdominal kapama, abdominal kompartman sendromuna (AKS) yol açabilmektedir. Bu olgu sunumunda, DDH onarımı sonrasında gelişen AKS’nin silo ile başarılı şekilde yönetimi sunulmuştur.
Olgu Sunumu
Antenatal 22. gebelik haftasında sol DDH tanısı alan kız bebek, 37 hafta 6 günlük gestasyonel haftada 2550 g doğdu ve doğum salonunda ambulanmadan entübe edildi. Postnatal erken pulmoner hipertansiyon bulguları olmayan ve stabil olan hastaya birinci gününde göbek üstü sol transvers insizyon ile laparotomi yapıldı. Sol hemitoraksta bulunan karaciğer sol lobu, mide, dalak ile tüm ince ve kalın bağırsaklar karın içine redükte edildi. Diyafragmatik rimlerin yeterince gelişmediği görülmesi üzerine defekt polipropilen yama ile onarıldı, eşlik eden intestinal malrotasyon nedeniyle Ladd prosedürü uygulandı. Postoperatif altıncı saatte abdominal distansiyon, periferik dolaşım bozukluğu ve oligüri gelişmesi üzerine AKS düşünülerek yeniden laparotomi yapıldı ve geçici abdominal kapama amacıyla kompartmana neden olan organlar silo torbasına alındı. Dekompresyon sonrasında alt ekstremite perfüzyonu düzeldi, idrar çıkışı 2,3 mL/kg/saat düzeyine yükseldi. Silo, visseral redüksiyonun kademeli olarak tamamlanması amacıyla günlük daraltıldı; altıncı günde tüm abdominal organlar karın içine yerleştirilerek karın duvarı anatomik planına uygun şekilde primer kapatıldı. Hasta postoperatif 22. günde ekstübe edildi, 36. günde oda havasına alındı ve 39. günde taburcu edildi. 60. gün kontrolünde solunum sıkıntısı bulunmamakta, akciğer grafisi doğal görünümde olup herni nüksü saptanmadı.
Sonuç
Büyük defektli DDH olgularında anatomik olarak mümkün olsa bile gergin primer abdominal kapama fizyolojik olarak tolere edilemeyebilir ve AKS’ye neden olabilir. Erken postoperatif dönemde gelişen abdominal distansiyon, oligüri ve periferik perfüzyon bozukluğu AKS açısından uyarıcı bulgulardır. Erken tanı ile gecikmeden uygulanan abdominal dekompresyon ve silo ile aşamalı karın kapatılması, organ perfüzyonunun düzeltilmesinde ve başarılı klinik sonuç elde edilmesinde yaşam kurtarıcı bir tedavi seçeneğidir.

