TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 8

Giant sacrococcygeal teratoma excised within the first 6 hours of life due to rupture risk: A case report

Esra Kava 1, Gökalp Şenol 2, Meryem Anayurt 1, Şeymanur Kaya 1, Serpil Sancar 1
1 University of Health Sciences, Bursa Medical Faculty, Bursa City Hospital, Department of Pediatric Surgery, Bursa, Turkey
2 University of Health Sciences, Bursa Medical Faculty, Bursa City Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology

Introduction:

Sacrococcygeal teratoma (SCT) is the congenital germ cell tumor in newborns. Giant SCTs may require early surgery due to rapid growth, rupture, hemorrhage, heart failure, and mortality risk. Close prenatal follow-up and fetal MRI (magnetic resonance imaging) support delivery planning, multidisciplinary management, and rupture-free excision preserving pelvic structures. We report a prenatally diagnosed giant SCT with progressive growth, successfully excised within 6 hours of life due to high rupture risk.

Case presentation:

At 19 weeks, fetal ultrasound identified a 25×26 mm cystic-solid sacrococcygeal mass. Serial scans showed progressive growth to 5×12 cm; fetal MRI confirmed a predominantly external mass. Hydrops fetalis did not develop.

A 22 year old primigravida delivered by planned cesarean at 36 weeks; the infant (4650 g, Apgar 7/9) was admitted to a tertiary NICU (neonatal intensive care unit) after brief ventilation. Preoperative alpha-fetoprotein (AFP) was >50,000 ng/mL and β-hCG was 48.2 mIU/mL. Skin thinning and dehiscence indicated high rupture risk, prompting early surgical excision.

At 6 hours of life, the mass and coccyx were totally excised, preserving the anus, external anal sphincter, and pelvic structures without rupture. The large tissue defect was repaired with local skin flaps. Surgery lasted two hours with no transfusion required. Postoperative weight dropped from 4650 g to 3100 g (mass 1/3 of birth weight). The infant was extubated on day 1; drains and urinary catheter were removed on day 6; discharged uneventfully on day 7. Urinary and anorectal function remain under follow-up; histopathology is pending.

Conclusions:

Giant SCTs require coordinated management by perinatology, neonatology, radiology, and pediatric surgery. Close prenatal follow-up and fetal MRI aid delivery planning and surgical strategy. Timely surgery in high-rupture-risk cases enables complete, rupture-free excision preserving pelvic structures. Appropriate reconstruction and meticulous wound care support successful early outcomes.

Rüptür riski nedeniyle yaşamın ilk 6 saati içinde eksize edilen dev sakrokoksigeal teratom: Olgu sunumu

Esra Kava 1, Gökalp Şenol 2, Meryem Anayurt 1, Şeymanur Kaya 1, Serpil Sancar 1
1 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bursa Tıp Fakültesi, Bursa Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Bursa, Türkiye
2 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bursa Tıp Fakültesi, Bursa Şehir Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Bursa, Türkiye

Giriş:

Sakrokoksigeal teratom (SKT), yenidoğanlarda görülen konjenital bir germ hücreli tümördür. Dev SKT'ler; hızlı büyüme, rüptür, hemoraji, kalp yetmezliği ve mortalite riski nedeniyle erken cerrahi gerektirebilir. Yakın prenatal takip ve fetal manyetik rezonans görüntüleme (MRG), doğum planlamasını, multidisipliner yönetimi ve pelvik yapıları koruyan rüptürsüz eksizyonu desteklemektedir. Bu olguda, ilerleyici büyüme gösteren, prenatal tanı almış dev bir SKT'nin, yüksek rüptür riski nedeniyle yaşamın 6. saatinde başarıyla eksize edildiğini bildiriyoruz.

Olgu sunumu:

19. gebelik haftasında yapılan fetal ultrasonografide 25×26 mm boyutlarında kistik-solid bir sakrokoksigeal kitle saptandı. Seri taramalarda kitlenin 5×12 cm'ye ilerleyici şekilde büyüdüğü görüldü; fetal MRG, kitlenin ağırlıklı olarak eksternal yerleşimli olduğunu doğruladı. Hidrops fetalis gelişmedi.

22 yaşındaki primigravid anne, 36. gebelik haftasında planlı sezaryen ile doğum yaptı; yenidoğan (4650 g, Apgar 7/9), kısa süreli ventilasyon sonrası üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesine (YYBÜ) kabul edildi. Preoperatif alfa-fetoprotein (AFP) düzeyi >50.000 ng/mL, β-hCG düzeyi 48,2 mIU/mL olarak saptandı. Ciltte incelme ve dehisans, yüksek rüptür riskine işaret etti ve erken cerrahi eksizyon kararı alındı.

Yaşamın 6. saatinde; kitle ve koksiks, anüs, eksternal anal sfinkter ve pelvik yapılar korunarak, rüptür olmaksızın tamamen eksize edildi. Geniş doku defekti lokal deri flepleri ile onarıldı. Cerrahi işlem iki saat sürdü ve transfüzyon gerekmedi. Postoperatif ağırlık 4650 g'dan 3100 g'a düştü (kitle, doğum ağırlığının 1/3'ü kadardı). Bebek postoperatif 1. günde ekstübe edildi; drenler ve üriner kateter 6. günde çekildi; 7. günde sorunsuz şekilde taburcu edildi. Üriner ve anorektal fonksiyonlar takip altındadır; histopatoloji sonucu beklenmektedir.

Sonuç:

Dev SKT'ler; perinatoloji, neonatoloji, radyoloji ve çocuk cerrahisi arasında koordineli bir yönetim gerektirir. Yakın prenatal takip ve fetal MRG, doğum planlaması ve cerrahi strateji açısından yol göstericidir. Yüksek rüptür riski taşıyan olgularda zamanında yapılan cerrahi, pelvik yapıları koruyan, tam ve rüptürsüz bir eksizyona olanak tanır. Uygun rekonstrüksiyon ve titiz yara bakımı, başarılı erken dönem sonuçlarını desteklemektedir.

Close