Poster - 146
Surgical management of adolescent breast masses: a single-center clinical experience
Betül Altundal 1, Nurcan Kat 2, Osman Işık 1, Esra Özçakır 1, Mete Kaya 1
1 University of Health Sciences, Bursa Medical Faculty, Yuksek Ihtisas Education and Research Hospital, Department of Pediatric Surgery
2 University of Health Scences, Bursa Yuksek Ihtisas Training and Research Hospital, Department of Radiology
Aim: Although breast masses are uncommon in adolescents, the majority are benign. Surgical treatment is reserved for selected patients with progressive growth, radiological suspicion of malignancy, or patient/family preference. This study evaluated the demographic, clinical, radiological, and histopathological characteristics of surgically excised breast masses in adolescents and reviewed our surgical approach.
Methods: Patients who underwent excisional biopsy for a breast mass between February 2019 and March 2026 were retrospectively reviewed. Demographic data, presenting symptoms, lesion characteristics, ultrasonographic findings, surgical indications, histopathological diagnoses, and follow-up outcomes were analyzed. Lesions smaller than 4 cm were managed with serial ultrasonography, whereas lesions ≥4 cm were considered for surgical excision. Surgery was performed for lesion growth, radiological suspicion of malignancy, or patient/family preference.
Results: Twenty-six female patients with a mean age of 16 years (range, 14–18 years) were included. All presented with a palpable breast mass without pain, nipple discharge, or other symptoms. The mean lesion diameter was 40 mm (range, 15–80 mm). One 80-mm lesion was radiologically suspicious for a phyllodes tumor; however, core needle biopsy and final histopathology both confirmed fibroadenoma. Surgical indications were lesion growth (n=11), radiological suspicion of malignancy (n=9), and patient/family preference (n=6). Histopathology revealed fibroadenoma in 18 patients (69.2%), juvenile fibroadenoma in 4 (15.4%), tubular adenoma in 3 (11.5%), and pericanalicular fibroadenoma in 1 (3.8%). No malignancies or postoperative complications were observed. During a mean follow-up of 1 year, two patients underwent excision of fibroadenomas developing in the contralateral breast. Cosmetic outcomes were satisfactory in all patients.
Conclusion: Benign lesions constitute the vast majority of breast masses requiring surgery in adolescents. Surgical excision is a safe and effective treatment for selected patients, providing excellent cosmetic outcomes with a low complication rate.
Adölesan meme kitlelerinde cerrahi yaklaşım: tek merkez klinik deneyimi
Betül Altundal 1, Nurcan Kat 2, Osman Işık 1, Esra Özçakır 1, Mete Kaya 1
1 Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Bursa, Türkiye.
2 Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Kliniği
Amaç: Adölesan yaş grubunda meme kitleleri nadir görülmekle birlikte büyük çoğunluğu benign karakterdedir. Büyüme eğilimi gösteren, malignite şüphesi taşıyan veya hasta/aile tercihi bulunan seçilmiş olgularda cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Bu çalışmada cerrahi eksizyon uygulanan adölesan meme kitlelerinin demografik, klinik, radyolojik ve histopatolojik özellikleri ile cerrahi yaklaşımımız değerlendirildi.
Yöntem: Şubat 2019-Mart 2026 tarihleri arasında meme kitlesi nedeniyle eksizyonel biyopsi uygulanan hastalar retrospektif olarak incelendi. Yaş, başvuru şikâyeti, lezyon lokalizasyonu, ultrasonografi bulguları, cerrahi endikasyonları, histopatolojik tanıları ve takip sonuçları değerlendirildi. İlk değerlendirmede 4 cm'den küçük kitleler seri ultrasonografi ile izlendi; 4 cm ve üzerindeki kitlelerde ise cerrahi tedavi planlandı. İzlemde cerrahi endikasyonları; lezyon boyutunda artış, radyolojik malignite şüphesi veya hasta/aile tercihi olarak belirlendi.
Bulgular: Çalışmaya ortalama yaşı 16 yıl (14–18 yıl) olan 26 kız hasta dahil edildi. Tüm hastalar ele gelen meme kitlesi nedeniyle başvurdu; ağrı, meme başı akıntısı veya ek semptom saptanmadı. Lezyonların 12'si sağ, 14'ü sol memedeydi. Ultrasonografide ortalama lezyon çapı 40 mm (15–80 mm) idi. Bir hastada 80 mm çapındaki lezyon ultrasonografik olarak filloides tümör şüphesi taşıyordu. Tru-cut biyopsi sonucu fibroadenom olarak raporlanan olguya eksizyon uygulandı ve eksizyon materyalinin histopatolojik incelemesi de fibroadenom ile uyumlu bulundu. On bir hasta lezyon boyutunda artış, dokuz hasta radyolojik malignite şüphesi ve altı hasta hasta/aile tercihi nedeniyle opere edildi. Histopatolojik incelemede 18 (%69,2) fibroadenom, 4 (%15,4) jüvenil fibroadenom, 3 (%11,5) tübüler adenom ve 1 (%3,8) perikanaliküler fibroadenom saptandı. Malignite izlenmedi. Ortalama takip süresi 1 yıl olup cerrahi komplikasyon gelişmedi. İzlemde iki hastaya karşı memede gelişen fibroadenom nedeniyle yeniden eksizyon uygulandı. Tüm hastalarda kozmetik sonuçlar tatmin edici olarak değerlendirildi.
Sonuç: Adölesan yaş grubunda cerrahi eksizyon gerektiren meme kitlelerinin büyük çoğunluğunu benign lezyonlar oluşturmaktadır. Cerrahi eksizyon, düşük komplikasyon oranı ve tatmin edici kozmetik sonuçlarıyla seçilmiş adölesan olgularda güvenli ve etkili bir tedavi seçeneğidir.

