TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Oral Presentation - 19

Clinical Features, Treatment Strategies, and Outcomes in Pediatric Thoracoabdominal Penetrating Traumas

Ali Ekber Hakalmaz 1, Savalan Khammadlı 1, Münevver Kayhan 2, Ayşe Kalyoncu Uçar 3, Şenol Emre 1, Fatih Gülşen 4, Rahşan Özcan 1, Gonca Topuzlu Tekant 1
1 Istanbul University-Cerrahpasa, Cerrahpasa Medical Faculty, Department of Pediatric Surgery
2 Department of Anesthesiology and Reanimation, Cerrahpaşa Faculty of Medicine, İstanbul University-Cerrahpaşa
3 İstanbul University-Cerrahpasa, Cerrahpaşa Medical Faculty, Department of Radiology, Division of Pediatric Radiology
4 Istanbul University-Cerrahpasa, Cerrahpasa Faculty of Medicine, Department of Radiology, Division of Interventional Radiology

Aim: To evaluate the clinical features, treatments, mortality, and complications of pediatric thoracoabdominal penetrating traumas, alongside temporal trends.

Methods: Inpatients hospitalized with penetrating injuries between 2010–2026 were retrospectively analyzed. Outpatients were excluded.

Results: 57 patients (54 M, 3 F; mean age 14.8) were evaluated. Causes were assault (n=46), accidents (n=10), and suicide (n=1). Injuries reached the pleural/peritoneal cavity in 39 cases. Entry sites were the abdomen (27), thorax (27), or both (3). The penetration rate in thoracic traumas (28/30) was significantly higher than in abdominal traumas (13/30) (p=0.00002).

In thoracic injuries (n=22), 3 cases underwent emergency exploration, and 18 received tube thoracostomy. In abdominal injuries (n=7), 3 cases underwent emergency laparotomy. In transdiaphragmatic injuries (n=10), 5 required emergency exploration. Four stable cases were treated with laparoscopy/thoracoscopy.

Comparing five-year periods, minimally invasive and conservative approaches significantly increased (p<0.05). Open surgeries decreased from 7 to 3, while endoscopic procedures increased from 0 to 7.

In splenic injuries (n=3), one splenectomy was required; one pseudoaneurysm regressed spontaneously. In liver injuries (n=6), two pseudoaneurysms were treated with elective angioembolization. Cardiac/great vessel injuries (n=5) were the cause of the 3 mortalities in the study.

Conclusions: The abdominal wall is more protective against penetration than the thorax. Conservative and minimally invasive methods are increasingly preferred in stable patients. Mortality is primarily determined by cardiac and great vessel injuries. Pseudoaneurysm complications are common in solid organ injuries; routine ultrasound follow-up prevents severe problems.

Pediatrik Torakoabdominal Penetran Travmalarda Klinik Özellikler, Tedavi Stratejileri ve Sonuçlar

Ali Ekber Hakalmaz 1, Savalan Khammadlı 1, Münevver Kayhan 2, Ayşe Kalyoncu Uçar 3, Şenol Emre 1, Fatih Gülşen 4, Rahşan Özcan 1, Gonca Topuzlu Tekant 1
1 İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı
2 İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
3 İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı
4 İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı

Amaç: Pediatrik torakoabdominal penetran travmalarda klinik özellikler, tedaviler, mortalite ve komplikasyonları dönemsel trendlerle birlikte değerlendirmek.

Yöntem: 2010–2026 arasında penetran yaralanmayla yatan hastalar retrospektif incelendi. Ayaktan hastalar dışlandı.

Bulgular: 57 hasta (54 E, 3 K; ortalama yaş 14,8) değerlendirildi. Nedenler darp (n=46), kaza (n=10) ve intihardı (n=1). Yaralanmalar 39 olguda plevral/peritoneal boşluğa ulaşıyordu. Giriş yerleri abdomen (27), toraks (27) veya her ikisiydi (3). Torasik travmalarda penetrasyon oranı (28/30), abdominalden (13/30) anlamlı derecede yüksekti (p=0.00002).

Toraks yaralanmalarında (n=22), 3 olguya acil eksplorasyon, 18 olguya tüp torakostomi yapıldı. Abdominal yaralanmalarda (n=7), 3 olguya acil laparotomi uygulandı. Transdiyafragmatik yaralanmalarda (n=10) 5 acil eksplorasyon gerekti. Stabil 4 olgu laparoskopi/torakoskopiyle tedavi edildi.

Beş yıllık periyotlar karşılaştırıldığında, minimal invazif ve konservatif yaklaşımlar anlamlı şekilde arttı (p<0.05). Açık cerrahiler 7'den 3'e düşerken, endoskopik işlemler 0'dan 7'ye çıktı.

Dalak yaralanmalarında (n=3) bir splenektomi gerekti; bir psödoanevrizma spontan geriledi. Karaciğer yaralanmalarında (n=6) iki psödoanevrizmaya elektif anjioembolizasyon uygulandı. Kalp/büyük damar yaralanmaları (n=5) çalışmadaki 3 mortalitenin nedeniydi.

Sonuçlar: Karın duvarı, penetrasyona karşı torakstan daha koruyucudur. Stabil hastalarda konservatif ve minimal invazif yöntemler giderek daha fazla tercih edilmektedir. Mortaliteyi temel olarak kalp ve büyük damar yaralanmaları belirler. Solid organ yaralanmalarında psödoanevrizma komplikasyonu sıktır; rutin ultrason takibi ciddi sorunların önüne geçer.

Close