TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 130

Outcomes of Thyroid Surgery in Children

Emre Kırcalı, Oktay Ulusoy, Oğuz Ateş, Faika Gülce Hakgüder, Mustafa Olguner, Feza Miraç Akgür
Department of Pediatric Surgery, Division of Pediatric Urology, Dokuz Eylül University, Medical school, İzmir

Objective: Pediatric thyroid diseases are less common than those in adults but carry a substantially higher risk of malignancy. This study aimed to evaluate the contribution of preoperative ultrasonography (USG) and fine-needle aspiration biopsy (FNAB) to surgical decision-making, the role of intraoperative frozen section analysis in determining the extent of thyroidectomy, and the concordance between preoperative, intraoperative, and final histopathological findings.

Materials and Methods: A retrospective review was conducted of 50 pediatric patients who underwent thyroid surgery between January 2009 and June 2026. Demographic characteristics, presenting symptoms, family history, preoperative USG, FNAB and frozen section findings, surgical procedures, postoperative histopathological diagnoses, and follow-up data were analyzed.

Results: The mean age was 14.08 ± 1.78 years, and 44 patients (88%) were female. Final histopathological examination demonstrated malignancy in 35 patients (70%) and benign pathology in 15 (30%). Papillary thyroid carcinoma was the most common malignant diagnosis, whereas diffuse thyroid disease and oncocytic adenoma were the most frequent benign pathologies. Preoperative USG was available for all patients, while five underwent surgery without FNAB. Ultrasonographic features associated with malignancy included microcalcifications, irregular margins, solid hypoechoic nodules, hypervascularity, and pathological cervical lymph nodes. However, malignancy was also identified in five patients with benign USG findings. FNAB was classified according to the Bethesda System. Bethesda V–VI categories showed 100% concordance with final histopathology, whereas malignancy was detected in eight patients classified as Bethesda I–IV. Frozen section findings were largely consistent with permanent histopathology; however, six patients with benign frozen section results required completion thyroidectomy after malignancy was identified on permanent examination. No permanent recurrent laryngeal nerve injury or permanent hypocalcemia occurred.

Conclusion: The malignancy rate of pediatric thyroid nodules was 70%, consistent with the high rates reported in the literature. USG and Bethesda-based FNAB are valuable for estimating malignancy risk, but benign imaging or cytological findings do not exclude malignancy. Surgical decisions should therefore integrate clinical, radiological, and cytological findings. Frozen section analysis is useful for guiding the extent of surgery, although definitive diagnosis should rely on permanent histopathological examination.

Çocukluk çağında tiroid cerrahisi sonuçlarımız

Emre Kırcalı, Oktay Ulusoy, Oğuz Ateş, Faika Gülce Hakgüder, Mustafa Olguner, Feza Miraç Akgür
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı, İzmir

Amaç: Çocukluk çağı tiroid hastalıkları erişkinlere göre daha nadir görülmesine karşın malignite riski belirgin olarak daha yüksektir. Bu çalışmada, tiroid cerrahisi yaptığımız hastalarda; preoperatif inceleme yöntemlerinden ultrasonografi (USG) ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin (İİAB) cerrahi endikasyon belirlemede, intraoperatif frozen kesit incelemesinin ise tiroidektomi yöntemini belirleme sürecindeki katkıları ile elde edilen ön tanıların intraoperatif frozen ve postoperatif kalıcı histopatolojik tanı ile korele edilmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2009-Haziran 2026 tarihleri arasında kliniğimizde tiroid hastalığı nedeniyle opere edilen 50 hastanın demografik özellikleri, başvuru yakınmaları, aile öyküsü, preoperatif USG, İİAB ve frozen kesit bulguları, uygulanan cerrahi yöntemler, postoperatif histopatolojik tanıları ve takip verileri retrospektif olarak incelendi.

Bulgular: Yaş ortalaması 14,08 ± 1,78 yıl olup 44'ü (%88) kızdı. Kalıcı histopatolojide 35 (%70) hastada malign, 15 (%30) hastada benign patoloji saptandı; malign olgularda en sık papiller tiroid karsinomu görülürken, benign patolojilerde en sık diffüz tiroid hastalıkları ve onkositik adenom izlendi. Tüm hastalarda preoperatif USG değerlendirmesi mevcutken, 5 hastaya İİAB yapılmadan cerrahi uygulandı. USG'de mikrokalsifikasyon, düzensiz sınır, solid-hipoekoik yapı, hipervaskülarite ve patolojik servikal lenf nodu varlığı malignite ile ilişkili bulundu. Bununla birlikte, benign ultrasonografik özellik gösteren 5 hastada (%10) malignite saptandı. İİAB sonuçları Bethesda sınıflamasına göre değerlendirildiğinde, Bethesda V-VI kategorileri kalıcı histopatoloji ile %100 uyumluydu. Buna karşın, Bethesda I-IV kategorilerindeki 8 hastada kalıcı histopatolojide malignite saptandı. Frozen kesit bulguları kalıcı histopatoloji ile büyük ölçüde uyumluydu. Ancak frozen kesitte benign değerlendirilen 6 hastada kalıcı histopatolojide malignite saptanması üzerine tamamlayıcı tiroidektomi uygulandı. Kalıcı rekürren laringeal sinir yaralanması veya kalıcı hipokalsemi izlenmedi.

Sonuç: Çalışmamızda çocuklarda malignite oranı %70 olup literatürle uyumlu şekilde yüksektir. USG ve Bethesda sınıflamasına göre değerlendirilen İİAB, malignite riskinin öngörülmesinde değerli yöntemlerdir. Ancak benign USG veya sitoloji maligniteyi dışlamadığından cerrahi karar klinik, radyolojik ve sitolojik bulgular birlikte değerlendirilerek verilmelidir. Frozen kesit cerrahi sınırlarının belirlenmesinde yararlı olmakla birlikte kesin tanı kalıcı histopatolojik inceleme ile konulmaktadır.

Close