TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 154

An age-dependent surgical approach to ankyloglossia: A retrospective analysis of 612 cases over fifteen years

Onurcan Baklacı, Sabri Cansaran, Özlem Balcı, Serdar Moralıoğlu
University of Health Sciences, Turkey. Istanbul Zeynep Kamil Maternity and Children's Diseases Health Training and Research Center, Department of Pediatric Surgery, Istanbul

Objective: Ankyloglossia (tongue-tie) is a congenital anomaly in which a short, thick, or tight lingual

frenulum restricts tongue mobility and may affect feeding, speech, and quality of life. Although

simple to treat, its diagnosis and surgical treatment have increased markedly in recent years. We

evaluated our 15-year single-center experience with tongue-tie surgery.

Materials and Methods: Records of 612 children operated for ankyloglossia (2011–2025) were

reviewed retrospectively. Age, sex, complaint, anesthesia, setting, method, and complications were

recorded. Trends across age groups and years used chi-square and Cochran–Armitage tests,

age–anesthesia/method relationships used Mann–Whitney U, and the complication rate used the

Wilson 95% confidence interval.

Results: 65.2% of patients were male (M:F=1.87). Median age at operation was 5.1 months (range

0–144); 72.5% were infants (<12 months) and 27.5% older children (≥12 months). It was mostly

asymptomatic (87.1%) and most often noticed by the family (73.4%). Symptoms segregated by age:

feeding difficulty occurred only in infants, speech difficulty almost exclusively in older children. Age

was the principal determinant of treatment: 95.4% of neonates underwent local anesthesia and 98.1%

an outpatient procedure, whereas 97.6% of older children underwent general anesthesia in the

operating room (χ²=333, p<0.001). Scissors predominated in infants and cautery in older children for

hemostasis (p<0.001). Over fifteen years, local anesthesia and outpatient procedures rose from 31.1%

to 61.0% (p<0.001), while the median age at operation fell from 7.7 to 3.7 months (p<0.001). Rising

local anesthesia even within the same age group (44% to 75% in infants) suggested, beyond earlier

presentation, an age-independent practice change. The complication rate was 0.8% (4 recurrences, 1

neck swelling).

Conclusion: Our series demonstrates an age-based, rational approach in ankyloglossia surgery: in

early infancy the thin frenulum is safely excised under local anesthesia in an outpatient setting with

scissors, whereas in older children general anesthesia and cautery are preferred. Earlier recognition

through growing physician awareness has enabled an increasingly outpatient, local-anesthesia

approach, achieved with a very low complication rate.

Ankiloglossi cerrahisinde yaşa göre değişen yaklaşım: On beş yılda 612 olgunun retrospektif analizi

Onurcan Baklacı, Sabri Cansaran, Özlem Balcı, Serdar Moralıoğlu
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, İstanbul

Amaç: Ankiloglossi (dil bağı), dil altı frenulumunun kısa, kalın veya gergin olması nedeniyle dil

hareketliliğini kısıtlayan; beslenme, konuşma ve yaşam kalitesini etkileyebilen konjenital bir

anomalidir. Tedavisi basit olmakla birlikte tanı ve cerrahi tedavi sıklığı son yıllarda belirgin biçimde

artmaktadır. Bu çalışmada, tek merkezdeki 15 yıllık dil bağı cerrahisi deneyimimizi değerlendirmeyi

amaçladık.

Gereç ve Yöntem: 2011–2025'te ankiloglossi nedeniyle opere edilen 612 çocuğun kayıtları geriye

dönük incelendi. Yaş, cinsiyet, şikâyet, anestezi şekli, işlem yeri, yöntem ve komplikasyonlar

kaydedildi. Yaş grupları ve yıllar arasındaki eğilimler ki-kare ve Cochran–Armitage trend testleriyle,

yaş ile anestezi/yöntem ilişkisi Mann–Whitney U testiyle, komplikasyon oranı Wilson %95 güven

aralığıyla değerlendirildi.

Bulgular: Olguların %65,2'si erkekti (E:K=1,87). İşlem yaşı median 5,1 ay (dağılım 0–144 ay) olup

hastaların %72,5'i süt çocuğu (<12 ay), %27,5'i daha büyük çocuk (≥12 ay). Dil bağı çoğunlukla

asemptomatikti (%87,1) ve en sık aile tarafından fark edilmişti (%73,4). Semptomlar yaşa göre

belirgin biçimde ayrışıyordu: emme güçlüğü yalnızca süt çocuklarında görülürken, konuşma güçlüğü

neredeyse tümüyle büyük çocuklardaydı. Yaş, tedavi seçimlerinin başlıca belirleyicisiydi:

yenidoğanların %95,4'ü lokal anesteziyle ve %98,1'i ayaktan koşullarda opere edilirken, büyük

çocukların %97,6'sı genel anestezi altında ve ameliyathanede opere edildi (χ²=333, p<0,001). Küçük

bebeklerde ağırlıkla makas, büyük çocuklarda ise hemostaz gereksinimiyle koter kullanıldı (p<0,001).

On beş yıl içinde lokal anestezi kullanımı ve poliklinikte işlem oranı %31,1'den %61'e, yükseldi

(p<0,001). Buna paralel olarak işlem yaşı medyanı 7,7 aydan 3,7 aya geriledi (p<0,001). Aynı yaş

grubunda dahi lokal anestezi kullanımının artması (süt çocuğunda %44'ten %75'e), erken başvurunun

yanı sıra yaştan bağımsız bir pratik değişimini de düşündürdü. Komplikasyon oranı %0,8 idi (4 nüks,

1 boyunda şişlik).

Sonuç: Serimiz, ankiloglossi cerrahisinde yaşa dayalı ve gerekçeli bir tedavi yaklaşımını ortaya

koymaktadır: erken bebeklik döneminde ince olan frenulum, ayaktan koşullarda lokal anesteziyle ve

makasla güvenle eksize edilebilmekte; frenulumun kalınlaştığı ve kanama riskinin arttığı büyük

çocuklarda ise genel anestezi, ameliyathane ve koter tercih edilmektedir. Hekimlerin artan

farkındalığıyla dil bağının daha erken yakalanması, girişimin giderek ayaktan ve lokal anesteziyle

yapılmasını kolaylaştırmış; ve bu, çok düşük bir komplikasyon oranıyla birlikte gerçekleşmiştir.

Close