Poster - 154
An age-dependent surgical approach to ankyloglossia: A retrospective analysis of 612 cases over fifteen years
Onurcan Baklacı, Sabri Cansaran, Özlem Balcı, Serdar Moralıoğlu
University of Health Sciences, Turkey. Istanbul Zeynep Kamil Maternity and Children's Diseases Health Training and Research Center, Department of Pediatric Surgery, Istanbul
Objective: Ankyloglossia (tongue-tie) is a congenital anomaly in which a short, thick, or tight lingual
frenulum restricts tongue mobility and may affect feeding, speech, and quality of life. Although
simple to treat, its diagnosis and surgical treatment have increased markedly in recent years. We
evaluated our 15-year single-center experience with tongue-tie surgery.
Materials and Methods: Records of 612 children operated for ankyloglossia (2011–2025) were
reviewed retrospectively. Age, sex, complaint, anesthesia, setting, method, and complications were
recorded. Trends across age groups and years used chi-square and Cochran–Armitage tests,
age–anesthesia/method relationships used Mann–Whitney U, and the complication rate used the
Wilson 95% confidence interval.
Results: 65.2% of patients were male (M:F=1.87). Median age at operation was 5.1 months (range
0–144); 72.5% were infants (<12 months) and 27.5% older children (≥12 months). It was mostly
asymptomatic (87.1%) and most often noticed by the family (73.4%). Symptoms segregated by age:
feeding difficulty occurred only in infants, speech difficulty almost exclusively in older children. Age
was the principal determinant of treatment: 95.4% of neonates underwent local anesthesia and 98.1%
an outpatient procedure, whereas 97.6% of older children underwent general anesthesia in the
operating room (χ²=333, p<0.001). Scissors predominated in infants and cautery in older children for
hemostasis (p<0.001). Over fifteen years, local anesthesia and outpatient procedures rose from 31.1%
to 61.0% (p<0.001), while the median age at operation fell from 7.7 to 3.7 months (p<0.001). Rising
local anesthesia even within the same age group (44% to 75% in infants) suggested, beyond earlier
presentation, an age-independent practice change. The complication rate was 0.8% (4 recurrences, 1
neck swelling).
Conclusion: Our series demonstrates an age-based, rational approach in ankyloglossia surgery: in
early infancy the thin frenulum is safely excised under local anesthesia in an outpatient setting with
scissors, whereas in older children general anesthesia and cautery are preferred. Earlier recognition
through growing physician awareness has enabled an increasingly outpatient, local-anesthesia
approach, achieved with a very low complication rate.
Ankiloglossi cerrahisinde yaşa göre değişen yaklaşım: On beş yılda 612 olgunun retrospektif analizi
Onurcan Baklacı, Sabri Cansaran, Özlem Balcı, Serdar Moralıoğlu
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, İstanbul
Amaç: Ankiloglossi (dil bağı), dil altı frenulumunun kısa, kalın veya gergin olması nedeniyle dil
hareketliliğini kısıtlayan; beslenme, konuşma ve yaşam kalitesini etkileyebilen konjenital bir
anomalidir. Tedavisi basit olmakla birlikte tanı ve cerrahi tedavi sıklığı son yıllarda belirgin biçimde
artmaktadır. Bu çalışmada, tek merkezdeki 15 yıllık dil bağı cerrahisi deneyimimizi değerlendirmeyi
amaçladık.
Gereç ve Yöntem: 2011–2025'te ankiloglossi nedeniyle opere edilen 612 çocuğun kayıtları geriye
dönük incelendi. Yaş, cinsiyet, şikâyet, anestezi şekli, işlem yeri, yöntem ve komplikasyonlar
kaydedildi. Yaş grupları ve yıllar arasındaki eğilimler ki-kare ve Cochran–Armitage trend testleriyle,
yaş ile anestezi/yöntem ilişkisi Mann–Whitney U testiyle, komplikasyon oranı Wilson %95 güven
aralığıyla değerlendirildi.
Bulgular: Olguların %65,2'si erkekti (E:K=1,87). İşlem yaşı median 5,1 ay (dağılım 0–144 ay) olup
hastaların %72,5'i süt çocuğu (<12 ay), %27,5'i daha büyük çocuk (≥12 ay). Dil bağı çoğunlukla
asemptomatikti (%87,1) ve en sık aile tarafından fark edilmişti (%73,4). Semptomlar yaşa göre
belirgin biçimde ayrışıyordu: emme güçlüğü yalnızca süt çocuklarında görülürken, konuşma güçlüğü
neredeyse tümüyle büyük çocuklardaydı. Yaş, tedavi seçimlerinin başlıca belirleyicisiydi:
yenidoğanların %95,4'ü lokal anesteziyle ve %98,1'i ayaktan koşullarda opere edilirken, büyük
çocukların %97,6'sı genel anestezi altında ve ameliyathanede opere edildi (χ²=333, p<0,001). Küçük
bebeklerde ağırlıkla makas, büyük çocuklarda ise hemostaz gereksinimiyle koter kullanıldı (p<0,001).
On beş yıl içinde lokal anestezi kullanımı ve poliklinikte işlem oranı %31,1'den %61'e, yükseldi
(p<0,001). Buna paralel olarak işlem yaşı medyanı 7,7 aydan 3,7 aya geriledi (p<0,001). Aynı yaş
grubunda dahi lokal anestezi kullanımının artması (süt çocuğunda %44'ten %75'e), erken başvurunun
yanı sıra yaştan bağımsız bir pratik değişimini de düşündürdü. Komplikasyon oranı %0,8 idi (4 nüks,
1 boyunda şişlik).
Sonuç: Serimiz, ankiloglossi cerrahisinde yaşa dayalı ve gerekçeli bir tedavi yaklaşımını ortaya
koymaktadır: erken bebeklik döneminde ince olan frenulum, ayaktan koşullarda lokal anesteziyle ve
makasla güvenle eksize edilebilmekte; frenulumun kalınlaştığı ve kanama riskinin arttığı büyük
çocuklarda ise genel anestezi, ameliyathane ve koter tercih edilmektedir. Hekimlerin artan
farkındalığıyla dil bağının daha erken yakalanması, girişimin giderek ayaktan ve lokal anesteziyle
yapılmasını kolaylaştırmış; ve bu, çok düşük bir komplikasyon oranıyla birlikte gerçekleşmiştir.

