TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 147

Evaluation of Preoperative Surgical Decisions and Surgical Outcomes in Pediatric Breast Masses

Övgü Güneş Varlık, Oktay Ulusoy, Oğuz Ateş, Faika Gülce Hakgüder, Mustafa Olguner, Miraç Feza Akgür
Department of Pediatric Surgery, Division of Pediatric Urology, Dokuz Eylül University, Medical school, İzmir

Objective: Breast masses are rare in childhood; surgical decision-making relies primarily on clinical presentation and radiological imaging. In cases with suspected malignancy, biopsy provides essential histopathological and follow-up data. This study aimed to evaluate the factors influencing preoperative surgical decisions and clinical outcomes in pediatric patients undergoing breast mass excision.

Methods: Demographic features, symptoms, physical examination findings, imaging results, surgical interventions, and histopathological outcomes of 39 pediatric patients who underwent surgery for breast masses between 2016 and 2026 were retrospectively reviewed.

Results: The mean patient age was 15.0 ± 3.2 years, and 37 patients (94.8%) were female. A palpable mass was present in all cases. Concomitant symptoms included mastalgia (41%), nipple discharge (20.5%; 5.1% bloody), and a positive family history (20.5%). Preoperative ultrasonography revealed BI-RADS 4A lesions in 32 patients (82.0%), with a median lesion size of 42 mm (2–95 mm). Preoperative Magnetic resonance imaging was performed in six cases, and tru-cut biopsy was utilized in 20 cases (51.2%). All patients underwent surgical excision via a periareolar incision; hemovac drains were placed in two patients (5.1%).

Histopathological evaluation demonstrated juvenile fibroadenoma in 28 cases (71.7%) and benign phyllodes tumor in eight cases (20.5%). One patient initially diagnosed with juvenile fibroadenoma required re-operation for a metachronous contralateral mass, which was identified as a phyllodes tumor. Ten patients (25.6%) are currently monitored for new contralateral BI-RADS 2 and 3 lesions. Long-term follow-up showed no breast asymmetry, mortality, or requirement for postoperative adjuvant chemotherapy or radiotherapy.

Conclusion: Although the vast majority of pediatric breast lesions are benign fibroepithelial tumors, neoplasms with malignant potential must be considered in the differential diagnosis. Current preoperative imaging modalities are insufficient to completely exclude borderline or malignant lesions. Given the developing breast tissue in pediatric patients, establishing novel diagnostic parameters is crucial to prevent unnecessary surgical interventions.

Çocuklarda meme kitlelerinde preoperatif cerrahi kararının ve ameliyat sonuçlarının değerlendirilmesi

Övgü Güneş Varlık, Oktay Ulusoy, Oğuz Ateş, Faika Gülce Hakgüder, Mustafa Olguner, Miraç Feza Akgür
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı, İzmir

Amaç: Çocukluk çağında meme kitleleri nadir görülmekte olup cerrahi kararında hastanın kliniği ve radyolojik görüntülemeler yön gösterici olmaktadır. Malignite açısından kuşkulu olgularda biyopsi yapılması histopatolojik tanıyı değerlendirme ve takip açısından değerli bilgiler sağlamaktadır. Bu çalışmada meme kitlesi nedeniyle tarafımızca ameliyat edilen olgularda preoperatif cerrahi kararında etkili faktörlerin ve ameliyat sonuçlarımızın değerlendirilmesi amaçlandı.

Yöntem: 2016-2026 yıllarında merkezimizde meme kitlesi nedeniyle ameliyat edilen 39 olgunun demografik özellikleri, şikayetleri, muayene bulguları, görüntüleme sonuçları, uygulanan girişimleri, patoloji sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi.

Bulgular: Ortalama yaş 15,0±3,2 yıl idi. Olguların 37’si (%94,8) kızdı. En sık yakınma ele gelen kitle olup olguların tümünde mevcuttu. Olguların %41’inde ağrı, %20,5’inde meme başı akıntısı, %5,1’inde kanlı akıntı mevcuttu. Pozitif aile öyküsü oranı %20,5 olarak bulundu. Preoperatif ultrasonografide olguların 32’sinde (%82,0) BIRADS 4A lezyon saptandı. Ultrasonografiye göre medyan lezyon boyutu 42 mm (2mm-95mm) idi. Olguların 6’sında ayrıca preoperatif manyetik rezonans görüntülemesi yapıldı. Trucut biyopsi 20 (%51,2) olguya yapıldı. Tüm hastalara cerrahi eksizyon uygulandı ve tümüne periareolar insizyon kullanıldı. 2 hastada (%5,1) hemovac dren kullanıldı. Patoloji sonucu olguların 28’inde (%71,7) juvenil fibroadenom, 8’inde (%20,5) benign filloides tümör olarak sonuçlandı. Patoloji sonucu juvenil fibroadenom olan bir olgu kontralateral memede yeni gelişen kitle nedeniyle tekrar ameliyat edildi ve patoloji sonucu filloid tümör ile uyumlu sonuçlandı. Olguların 10’unda (%25,6) kontralateral memede yeni gelişen BIRADS 2 ve BIRADS 3 lezyonlar nedeniyle izleme devam edildi. Hiçbir hastada uzun dönemde meme asimetrisi gelişmedi, mortalite gözlenmedi, postoperatif kemoterapi veya radyoterapi verilmedi.

Sonuç: Çocukluk çağı meme kitlelerinin çoğunluğunu benign fibroepitelyal lezyonlar oluşturmaktadır ancak bu kitlelerin ayırıcı tanısında malign transformasyon ihtimali olan kitleler yer alabilmektedir. Çalışmamız sonucunda preoperatif dönemde yapılan görüntüleme yöntemleriyle malign potansiyelli kitlelerin dışlanamadığı saptanmıştır. Çocukluk çağında gelişim döneminde olan meme dokusu göz önüne alındığında malign potansiyelli kitleleri belirlemek adına yeni parametrelerin geliştirilmesi girişim sayısını azaltabilir.

Close