TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Poster - 120

When Should Breast-Origin Malignancy Be Considered in Childhood?

Yağız Aziz Ali İrtem 1, Çiğdem Nur Şahin 1, Gül Şalcı 1, Hatice Sonay Yalçın Cömert 1, Ahmet Akbaş 2, Sibel Kul 3, Mustafa İmamoğlu 1, Haluk Sarıhan 1
1 Karadeniz Technical University, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery, Trabzon
2 Karadeniz Technical University, Faculty of Medicine, Department of General Surgery, Trabzon
3 Karadeniz Technical University Faculty of Medicine, Department of Radiology

Introduction: Breast cancer in childhood is exceedingly rare, accounting for less than 0.1% of all malignancies in this age group. Although most palpable breast masses in this age group are benign, secretory carcinoma is the most common histological type among malignant cases. We present a 14-year-old girl diagnosed with secretory carcinoma who presented with serosanguineous left nipple discharge, to emphasize that malignancy must be considered in the differential diagnosis of childhood breast masses, and to highlight the diagnostic approach and multidisciplinary treatment.

Case Presentation: A 14-year-old girl presented with a one-month history of intermittent, scant serosanguineous discharge from the left nipple. Examination revealed a well-circumscribed, approximately 1 cm lesion in the inner quadrant of the left breast at the 11 o'clock position. Her systemic examination and medical history were unremarkable, with no family history of breast cancer. Breast ultrasonography reported ductal ectasia in the left breast and a well-circumscribed mass measuring 11x8 mm within a periareolar duct, showing no vascularity on Doppler examination (BIRADS-4A). On the radiology council's recommendation, a Tru-cut biopsy was performed, reporting secretory carcinoma. After a council with pediatric oncology, adult oncology, and general surgery, thoracic CT, abdominal MRI, and breast MRI were obtained. Thoracic CT and abdominal MRI were normal. Breast MRI showed hyperintense ectatic ducts measuring 5.5x3 cm in the upper inner quadrant, beginning at the left areola (BIRADS-6). By council decision, left mastectomy with sentinel lymph node dissection was performed. Pathology showed secretory carcinoma without lymphovascular invasion, negative for ER, PR, and C-erbB2, and FISH demonstrated NTRK3 fusion positivity. The patient was accepted as cured after surgery and no additional treatment was given.

Conclusions: Although nipple discharge and palpable masses in childhood are usually benign, malignancy — particularly secretory carcinoma — must be considered in the differential diagnosis. As in our case, serosanguineous nipple discharge may signal an underlying malignancy requiring advanced imaging and histopathological examination. Our patient was treated with left mastectomy and sentinel lymph node dissection; pathology revealed no lymphovascular invasion and confirmed triple negative secretory carcinoma. This case underscores the importance of early diagnosis, accurate histopathological classification, and multidisciplinary approach involving oncology, surgery, and radiology in childhood breast masses.

Çocuklukta Meme Kaynaklı Malignite Ne Zaman Düşünülmeli?

Yağız Aziz Ali İrtem 1, Çiğdem Nur Şahin 1, Gül Şalcı 1, Hatice Sonay Yalçın Cömert 1, Ahmet Akbaş 2, Sibel Kul 3, Mustafa İmamoğlu 1, Haluk Sarıhan 1
1 Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Trabzon
2 Karadeniz Teknik Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Trabzon
3 Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, Trabzon

Giriş: Çocukluk çağında meme kanserleri son derece nadir görülür ve bu yaş grubundaki tüm malignitelerin %0,1'inden azını oluşturur. Çocukluk çağında ele gelen meme kitlelerinin büyük çoğunluğu fibroadenom gibi benign lezyonlar olmakla birlikte, malign olgular içinde en sık görülen histolojik tip sekretuar karsinomdur. Bu olgu sunumunun amacı, sol memede serohemorajik meme başı akıntısı ile başvuran 14 yaşında bir kız hastada tanı konulan sekretuar karsinom olgusunu sunarak; çocukluk çağı meme kitlelerinin ayırıcı tanısında akılda tutulması gerektiğini vurgulamak, tanısal yaklaşımı (görüntüleme, biyopsi, evreleme) ve multidisipliner tedaviyi vurgulamaktır.

Olgu:14 yaş kız hasta, 1 aydır aralıklı olarak sol meme başından az miktarda serohemorajik akıntı nedeniyle tarafımıza başvurdu. Fizik muayenede sol meme iç kadran saat 11 hizasında yaklaşık 1 cm boyutunda düzgün sınırlı lezyon palpe edildi. Diğer sistemik muayenesinde ve özgeçmişinde özelliği olmayan hastanın ailesinde meme kanseri öyküsü yoktu. Hastanın meme USG’inde; “Sol memede duktal ektazi, periareola duktus içerisinde 11x8 mm boyutlarında doppler bakıda kanlanma göstermeyen düzgün sınırlı kitle gözlendi. BIRADS-4A” olarak raporlandı. Radyoloji konseyi önerisi ile hastaya Tru-cut biyopsi uygulandı. Biyopsi sonucu: “Sekretuar karsinom” olarak raporlandı. Pediatrik onkoloji, erişkin onkoloji, genel cerrahi ile konsey yapılarak hastaya toraks BT, abdomen ve meme MR görüntüleme yapıldı. Toraks BT, abdomen MR normal olarak raporlandı. Meme MR: “Sol areoladan başlayan üst iç kadranda 5,5x3 cm hiperintens ektazik duktuslar mevcuttur. BIRADS-6” olarak raporlandı. Konsey kararı ile hastaya sol mastektomi sentinel lenf nodu diseksiyonu yapıldı. Patoloji sonucu: “Sekretuar karsinom, lenfovasküler invazyon yok, ER, PR, C-erb B2 negatif” ve FISH: “NTRK3 füzyon pozitif” olarak raporlandı. Hasta cerrahi sonucu kür kabul edilip ek tedavi verilmedi.

Sonuç: Çocukluk çağında meme başı akıntısı ve ele gelen kitle çoğunlukla benign nedenlere bağlı olsa da, nadir de olsa malignite -özellikle sekretuar karsinom- ayırıcı tanıda mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bizim olgumuzda olduğu gibi serohemorajik meme başı akıntısı, altta yatan bir malignitenin uyarıcı bulgusu olabilir ve ileri görüntüleme ile histopatolojik inceleme gerektirir. Olgumuz sol mastektomi ve sentinel lenf nodu diseksiyonu ile tedavi edilmiş; patolojide lenfovasküler invazyon saptanmamış ve ER/PR/C-erbB2 negatif sekretuar karsinom doğrulanmıştır. Bu olgu, çocukluk çağı meme kitlelerinde erken tanı, doğru histopatolojik sınıflandırma ve onkoloji, cerrahi ve radyolojiyi içeren multidisipliner yaklaşımın önemini vurgulamaktadır.

Close