TÇCD 2026 43rd National Congress of Pediatric Surgery - Joint Congress of the Egyptian Society of Pediatric Surgery

View Abstract

Oral Presentation - 11

Surgical Management And Survival Determinants İn Congenital Duodenal Obstruction: A 15-Year Institutional Analysis

Hakkari Aydoğdu 1, Serkan Arslan 1, Mustafa Azizoğlu 2, Erol Basuguy 1, Mehmet Hanifi Okur 3, Bahattin Aydoğdu 3, Mustafa Atan 1, Bünyamin Şanlı 1
1 Dicle University, Department of Pediatric Surgery, Diyarbakır, Turkey
2 Istanbul Basaksehir Cam and Sakura City Hospital, Pediatric Surgery Clinic
3 Balikesir University, Faculty of Medicine, Dept of Pediatric Surgery

Aim: This study analyzes the clinical spectrum, surgical strategies, and prognostic factors influencing mortality in neonates with congenital duodenal obstruction (CDO).

Methods: A 15-year retrospective cohort study (2010–2025) evaluated 60 neonates treated for CDO. Parameters including gestational age (GA), birth weight (BW), associated anomalies, and surgical techniques were recorded. Univariate and multivariate regression analyses were employed to identify critical determinants of neonatal survival. The study received ethical approval from the institutional ethics committee (Date: June 18, 2025; Decision No: 294).

Results: Antenatal diagnosis was achieved in 39% of cases, with polyhydramnios present in 30.3%. The cohort included duodenal atresia (37.5%), annular pancreas (35.8%), and duodenal web (26.7%). Diamond-shaped duodenoduodenostomy was the predominant surgical procedure (73.2%). The overall mortality rate was 21%. Significant mortality predictors identified in univariate analysis were GA <33 weeks (OR: 6.5, p=0.011), BW <2135g (OR: 9.7, p=0.010), and concomitant esophageal atresia (OR: 129, p<0.001). The necessity for redo surgery also correlated significantly with mortality (OR: 7.0, p=0.048). Down syndrome (32%) was not associated with increased mortality. Transanastomotic feeding tubes facilitated earlier enteral nutrition but did not statistically impact the total length of hospital stay.

Conclusions: Survival in isolated CDO is excellent; however, prematurity, low birth weight, and major associated malformations—specifically esophageal atresia—remain critical challenges. Precise preoperative stabilization and meticulous surgical execution are essential to mitigate the risks associated with redo interventions and improve clinical outcomes.

Konjenital Duodenal Obstrüksiyonda Cerrahi Yönetim Ve Sağkalım Prediktörleri: 15 Yıllık Kurumsal Analiz

Hakkari Aydoğdu 1, Serkan Arslan 1, Mustafa Azizoğlu 2, Erol Basuguy 1, Mehmet Hanifi Okur 3, Bahattin Aydoğdu 3, Mustafa Atan 1, Bünyamin Şanlı 1
1 Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD
2 İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Çocuk Cerrahi Kliniği
3 Balıkesir Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi AD

Amaç: Bu çalışmada, konjenital duodenal obstrüksiyonu (KDO) olan yenidoğanların klinik spektrumunun, uygulanan cerrahi tekniklerin ve mortaliteyi etkileyen prognostik faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Yöntem: Bu retrospektif kohort çalışmasında, 2010–2025 yılları arasında KDO tanısıyla tedavi edilen 60 yenidoğan incelenmiştir. Olguların gestasyonel yaşları (GY), doğum ağırlıkları (DA), eşlik eden konjenital anomalileri ve uygulanan cerrahi teknikler kaydedilmiştir. Sağkalımı etkileyen bağımsız değişkenlerin saptanması amacıyla ünivaryant ve multivaryant regresyon analizleri uygulanmıştır. Çalışma, kurumsal etik kurul onayı (Tarih: 18.06.2025; Karar No: 294) ile gerçekleştirilmiştir.

Bulgular: Olguların %39’unda antenatal tanı konulmuş olup, %30,3’ünde polihidramnios saptanmıştır. Etiyolojik dağılım sırasıyla; duodenal atrezi (%37,5), anüler pankreas (%35,8) ve duodenal web (%26,7) şeklindedir. En sık uygulanan cerrahi prosedür, %73,2 oranıyla "diamond-shaped" duodenoduodenostomidir. Genel mortalite oranı %21 bulunmuştur. Ünivaryant analizde; GY <33 hafta (OR: 6,5; p=0,011), DA <2135g (OR: 9,7; p=0,010) ve eşlik eden özofagus atrezisi (OR: 129; p<0,001) mortalitenin istatistiksel olarak anlamlı prediktörleri olarak saptanmıştır. Ayrıca, redo cerrahi gereksinimi mortalite riskini anlamlı düzeyde artırmıştır (OR: 7,0; p=0,048). Olguların %32'sinde izlenen Down sendromunun mortalite üzerinde anlamlı bir etkisi saptanmamıştır. Transanastomotik beslenme kateteri kullanımı enteral beslenmeye geçişi hızlandırmış, ancak toplam hastanede kalış süresini istatistiksel olarak etkilememiştir.

Sonuç: İzole KDO olgularında sağkalım oranları oldukça yüksektir. Ancak prematürite, düşük doğum ağırlığı ve eşlik eden majör anomaliler (özellikle özofagus atrezisi) mortaliteyi belirleyen temel risk faktörleridir. Etkin bir preoperatif stabilizasyon ve titiz cerrahi teknik, redo cerrahi gereksinimini ve buna bağlı riskleri en aza indirerek klinik sonuçları iyileştirmede hayati öneme sahiptir.

Close