Oral Presentation - 39
Factors Affecting Renal Prognosis in Posterior Urethral Valve Disease: A Retrospective Analysis of 36 Patients
Sencer Sağlam, Halil Uzundal, Tural Yaşaroğlu, Süleyman Tağcı, Günay Ekberli, Bilge Karabulut, Hüseyin Tuğrul Tiryaki
Ankara Bilkent City Hospital Pediatric Urology Clinic
Objective: Posterior urethral valve (PUV) is the most common congenital lower urinary tract obstruction in male children and a significant cause of long-term renal function loss. Despite early diagnosis and appropriate surgical intervention, some patients may develop progressive renal damage and require renal replacement therapy (RRT). This study aimed to evaluate common clinical features in patients with PUV who progressed to RRT.
Method: Data from 36 PUV patients who were regularly followed up at a single center between 2005 and 2024 were retrospectively reviewed. Age at presentation, antenatal diagnosis, initial postnatal ultrasound findings, voiding cystourethrography results, creatinine level at presentation, and bladder interventions performed during follow-up were recorded. Patients receiving renal replacement therapy were also included.
Results: The median age at presentation was 3 months (mean 22.3 ± 57.6 months). The mean serum creatinine level measured at admission was 0.85±0.63 mg/dL (n=15). No significant correlation was found between the initial postnatal ultrasonographic findings and the development of renal replacement therapy (RRT). Two (25%) of the unilateral VUR patients and three (50%) of the bilateral VUR patients were in the RRT group.The mean serum creatinine level at admission was 1.74 mg/dL in patients receiving renal replacement therapy, while it was 0.71 mg/dL in patients who did not develop RRT. Furthermore, a significant proportion of patients in the RRT group (n=9) had a history of repeated surgical interventions; 6 (66.7%) underwent UNC and 4 (44.9%) underwent Mitrofonoff procedures.
Conclusion: In our study, elevated baseline creatinine levels and the presence of bilateral VUR were prominent in patients progressing to RRT, and these parameters were found to have clinical significance in predicting renal prognosis.
Posterior Üretral Valv Olgularında Renal Prognozu Etkileyen Faktörler: 36 Hastalık Retrospektif Analiz
Sencer Sağlam, Halil Uzundal, Tural Yaşaroğlu, Süleyman Tağcı, Günay Ekberli, Bilge Karabulut, Hüseyin Tuğrul Tiryaki
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Ürolojisi Kliniği
Amaç: Posterior üretral valv (PUV), erkek çocuklarda en sık görülen konjenital alt üriner sistem obstrüksiyonu olup, uzun dönem renal fonksiyon kaybının önemli nedenlerinden biridir. Erken tanı ve uygun cerrahi müdahaleye rağmen, hastaların bir kısmında progresif renal hasar gelişebilmekte ve renal replasman tedavisine (RRT) ilerleyebilmektedir. Bu çalışmada, PUV tanılı hastalarda RRT’ye ilerleyen olgularda ortak klinik özelliklerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Tek merkezde 2005-2024 yılları arasında düzenli takibi olan 36 PUV hastasının verilerine retrospektif değerlendirmede ulaşılabildi ve incelendi. Başvuru yaşı, antenatal tanı, ilk postnatal ultrason bulguları, işeme sistoüretrografi sonuçları, başvuru kreatinin düzeyi ve izlemde uygulanan mesane girişimleri kaydedildi. Renal replasman tedavisi alan hastalar kaydedildi.
Bulgular: Hastaların başvuru yaşı medyan 3 (ortalama 22,3±57,6 ) ay idi. Başvuru esnasında ölçülen ortalama serum kreatinin düzeyi 0.85±0.63 mg/dL idi (n=15). Hastaların ilk postnatal ultrasonografik bulguları ile RRT gelişimi arasında belirgin bir korelasyon saptanmadı. Unilateral VUR hastalarının 2’si (%25), bilateral VUR hastalarının ise 3’ü (%50) RRT grubunda yer almakta olduğu görülmüştür. Çalışma grubunda 6 hasta medikal tedavi, 1 hasta diyaliz ve 2 hasta renal transplantasyon olmak üzere toplam 9 hastada (%25) RRT gereksinimi mevcuttu. Renal replasman tedavisi altında olan hastalarda başvuru ortalama serum kreatinin düzeyi 1.74 mg/dL iken, RRT gelişmeyen hastalarda bu değer 0.71 mg/dL olarak saptandı. Ayrıca RRT grubundaki hastaların (n=9) önemli bir kısmında tekrarlayan cerrahi girişim öyküsü mevcut olup, bu hastaların 6’a (%66.7) UNC, 4’e (%44.9) Mitrofonoff prosedürü uygulanmıştır.
Sonuç: Posterior üretral valvli hastalarda erken dönemde renal fonksiyonun yakından izlenmesi, ilerleyici renal hasarın öngörülmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Çalışmamızda RRT’ye ilerleyen hastalarda başlangıç kreatinin düzeyinin yüksekliği ve bilateral VUR varlığı ön plana çıkmış olup, bu parametrelerin renal prognozun öngörülmesinde klinik açıdan önem taşıyabileceği görülmüştür.

