Oral Presentation - 35
Retrospective Analysis of Late-Diagnosed Posterior Urethral Valve Patients: Clinical Markers and Diagnostic Challenges
Şerife Selvi, Keramettin Uğur Özkan
Erciyes University, Department of Pediatric Urology, Kayseri
Objective: Age at diagnosis is critical for prognosis in Posterior Urethral Valve (PUV) disease, the most common cause of congenital lower urinary tract obstruction in males. Diagnostic delays worsen long-term outcomes by increasing kidney and bladder involvement. This study aimed to identify markers for early diagnosis by analyzing the symptoms, imaging, and treatment processes of late-diagnosed PUV patients who were not identified in the antenatal or early postnatal periods.
Materials and Methods: We retrospectively reviewed the data of male patients older than 1 year (mean diagnostic age: 105.8 months) who presented to our outpatient clinic with lower urinary tract symptoms between 2020 and 2024. Patients with comorbidities that could cause these symptoms, such as anorectal malformation and meningomyelocele, were excluded. The 91 eligible patients were divided into three groups: PUV confirmed via cystoscopy (PUV+, n=38), PUV excluded via cystoscopy (PUV-, n=20), and those whose symptoms resolved with medical treatment (MT, n=33). Presenting symptoms, ultrasonography (USG), electromyography (EMG)-uroflowmetry, and voiding cystourethrography (VCUG) findings were analyzed.
Results: In the PUV+ group, obstructive symptoms (dysuria and poor stream) and the presence of urinary tract infections (UTI) were significantly higher (p <0.001). Poor stream increased the risk of PUV by approximately 10-fold, dysuria by 8-fold, and UTI by 7-fold. The positive predictive value for the coexistence of these three symptoms was 74.4% , whereas the negative predictive value in patients with none of these symptoms was 87%. VCUG findings did not impact the diagnostic process in these patients.
Conclusion: Normal radiological findings in late-diagnosed PUV patients can lead to false-negative results during the diagnostic process. Normal imaging does not rule out a PUV diagnosis. Clinicians must suspect PUV and plan a cystoscopy in boys presenting with unexplained dysuria, poor stream, and UTI, even when radiological findings are entirely normal.
Geç Tanı Alan Posterior Üretral Valv Hastalarının Retrospektif Analizi: Klinik Belirteçler ve Tanısal Zorluklar
Şerife Selvi, Keramettin Uğur Özkan
Erciyes Üniversitesi Çocuk Üroloji Bilim Dalı
Amaç: Erkeklerde konjenital alt üriner sistem obstrüksiyonunun en sık sebebi olan Posterior Üretral Valv (PUV) hastalığında tanı anındaki yaş, prognoz açısından kritik önem taşımaktadır. PUV tanısındaki gecikmeler böbrek ve mesane etkilenimini artırarak uzun dönem sonuçları olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, antenatal veya erken postnatal dönemde tanı almamış geç tanılı PUV hastalarının semptom, görüntüleme ve tedavi süreçlerini analiz ederek, bu hastalarda erken tanı koymayı sağlayacak belirteçleri tanımlamayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: 2020-2024 yılları arasında alt üriner sistem semptomları ile polikliniğimize başvuran 1 yaşından büyük (ortalama tanı yaşı: 105,8 ay) erkek hastaların verileri retrospektif olarak incelendi. Anorektal malformasyon ve meningomyelosel gibi bu şikayetlere yol açabilecek ek hastalığı olan olgular çalışma dışı bırakıldı. Kriterleri karşılayan 91 hasta; sistoskopik olarak PUV tanısı doğrulananlar (PUV+, n=38), sistoskopi ile PUV tanısı dışlananlar (PUV-, n=20) ve medikal tedavi ile şikayetleri gerileyenler (MT, n=33) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Hastaların başvuru semptomları, ultrasonografi (USG), elektromiyografi (EMG) eşliğinde işeme testi ve miksiyon sistoüretrografi (MSUG) bulguları analiz edildi.
Bulgular: PUV+ grubunda obstrüktif semptomlar olan disüri ve ince işeme şikayetleri ile idrar yolu enfeksiyonu varlığı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı (p <0.001). İnce işemenin PUV riskini yaklaşık 10 kat, disürinin 8 kat ve İYE varlığının ise 7 kat artırdığı görüldü. Bu üç semptomun beraber görülmesinin PUV için pozitif prediktif değeri %74,4 iken; hiçbirinin görülmediği hastalarda negatif kestirim oranı %87 olarak bulundu. MSUG bulgularının ise bu hastalarda tanı sürecine etki etmediği görüldü.
Sonuç: Geç tanı alan PUV hastalarında radyolojik bulguların normal olması tanı sürecinde yalancı negatiflik oluşturabilir. Normal görüntüleme bulguları PUV tanısını ekarte ettirmez. Erkek çocuklarda açıklanamayan disüri, ince işeme ve idrar yolu enfeksiyonu varlığında, radyolojik bulgular normal olsa dahi klinisyende PUV şüphesi oluşmalı ve sistoskopi planlanmalıdır.

