PEDURO 2026 16. National Pediatric Urology Congress

View Abstract

Oral Presentation - 8

Clinical Outcomes of Biofeedback Therapy in Children with Dysfunctional Voiding: Effects on Uroflowmetry Parameters, Symptom Scores, and Urinary Tract Complications

Fatma Özcan Sıkı, Gamze Kaygısız Bayındır, İlhan Çiftçi, Mehmet Sarıkaya, Metin Gündüz, Tamer Sekmenli
Selcuk University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery

Objective

Dysfunctional voiding is one of the common lower urinary tract dysfunctions in childhood and may be associated with recurrent urinary tract infections, vesicoureteral reflux, and bladder dysfunction. The aim of this study was to evaluate the effects of biofeedback therapy on uroflowmetry parameters, symptom scores, and clinical outcomes in pediatric patients diagnosed with dysfunctional voiding.

Materials and Methods

This retrospective study included 54 pediatric patients who were diagnosed with dysfunctional voiding and treated with biofeedback therapy. Uroflowmetry parameters were evaluated before and after treatment, including maximum flow rate (Qmax) and bladder capacity. Symptom severity and psychosocial impact were assessed using the IBSS questionnaire and the Anxiety Source Scale.

Biofeedback therapy was administered twice weekly, with an average treatment duration of approximately three months. Clinical outcomes such as recurrent urinary tract infections, enuresis, the need for clean intermittent catheterization (CIC), and the presence of vesicoureteral reflux were also analyzed.

Results

The mean age of the patients was 9.72 ± 3.36 years. The mean Qmax value increased from 15.78 ml/s before treatment to 23.87 ml/s after biofeedback therapy. Comparison of pre- and post-treatment values demonstrated a statistically significant increase in Qmax (p < 0.001).

The mean IBSS symptom score decreased from 16.89 ± 7.39 before treatment to 3.27 ± 3.35 after treatment, and this reduction was statistically significant (p < 0.001).

Similarly, Anxiety Source Scale scores decreased from 47.96 ± 19.63 before treatment to 7.23 ± 5.72 after treatment, which was also statistically significant (p < 0.001).

In addition, many patients showed clinical improvement, including a reduction in recurrent urinary tract infections and improvement in enuresis symptoms. Among patients requiring clean intermittent catheterization (CIC), longer dry intervals were observed and the number of daily catheterizations decreased.

A total of 18 patients with vesicoureteral reflux (VUR) were evaluated prior to biofeedback therapy. After treatment, complete resolution of VUR was observed in 6 patients. In 3 patients, the reflux grade decreased, and these patients were successfully treated with subureteric injection therapy.

Disfonksiyonel İşemesi Olan Çocuklarda Biyofeedback Tedavisinin Klinik Sonuçları: Üroflowmetri Parametreleri, Semptom Skorları ve Üriner Sistem Komplikasyonları Üzerine Etkileri

Fatma Özcan Sıkı, Gamze Kaygısız Bayındır, İlhan Çiftçi, Mehmet Sarıkaya, Metin Gündüz, Tamer Sekmenli
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı

Amaç

Disfonksiyonel işeme çocukluk çağında sık görülen alt üriner sistem disfonksiyonlarından biridir ve rekürren üriner sistem enfeksiyonu, vesikoüreteral reflü ve mesane fonksiyon bozuklukları ile ilişkili olabilir. Bu çalışmada disfonksiyonel işeme tanısı alan çocuk hastalarda biyofeedback tedavisinin üroflowmetri parametreleri, semptom skorları ve klinik sonuçlar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem

Bu retrospektif çalışmaya disfonksiyonel işeme tanısı ile biyofeedback tedavisi uygulanan 54 pediatrik hasta dahil edilmiştir. Tedavi öncesi ve sonrası üroflowmetri parametreleri, maksimum akım hızı (Qmax) ve mesane kapasitesi açısından değerlendirilmiştir. Semptom şiddeti ve psikososyal etkilenme düzeyi İBSS anketi ve Endişe Kaynak Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Biyofeedback tedavisi haftada iki seans olacak şekilde uygulanmış ve ortalama tedavi süresi yaklaşık üç ay olarak planlanmıştır. Ayrıca rekürren üriner sistem enfeksiyonu, enürezis, temiz aralıklı kateterizasyon gereksinimi ve vesikoüreteral reflü durumu gibi klinik sonuçlar da analiz edilmiştir.

Bulgular

Hastaların yaş ortalaması 9.72 ± 3.36 yıl olarak saptandı. Tedavi öncesi ortalama Qmax değeri 15.78 ml/sn iken biyofeedback tedavisi sonrasında 23.87 ml/sn olarak bulundu. Tedavi öncesi ve sonrası değerler karşılaştırıldığında Qmax’ta istatistiksel olarak anlamlı artış saptanmıştır (p < 0.001). Bu bulgu biyofeedback İBSS anket skoru tedavi öncesinde 16.89 ± 7.39 iken tedavi sonrasında 3.27 ± 3.35 olarak saptandı. Tedavi öncesi ve sonrası İBSS skorları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı azalma saptandı (p < 0.001).Endişe Kaynak Ölçeği skorları ise tedavi öncesinde 47.96 ± 19.63, tedavi sonrasında 7.23 ± 5.72 olarak bulundu. Bu değişim istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001).Ayrıca birçok hastada rekürren üriner sistem enfeksiyonlarında azalma, enürezis semptomlarında gerileme, temiz aralıklı kateterizasyon (TAK) aralarında hastalarda kuru kalma dönemleri arttı ve günlük uygulanan TAK sayısı azaldı. Biyofeedback tedavisi öncesinde vesikoüreteral reflü (VUR) saptanan toplam 18 hasta değerlendirilmiştir. Tedavi sonrasında bu hastaların 6’sında VUR’un tamamen gerilediği gözlenmiştir. Üç hastada ise VUR derecesinde gerileme saptanmış ve bu hastalara uygulanan subüreterik enjeksiyon tedavisi ile reflü kontrol altına alınmıştır.

Sonuç

Biyofeedback tedavisi disfonksiyonel işemesi olan çocuk hastalarda hem objektif üroflowmetri parametrelerini hem de hasta tarafından bildirilen semptom skorlarını iyileştiren etkili ve non-invaziv bir tedavi yöntemi olarak görünmektedir. Ayrıca biyofeedback tedavisinin alt üriner sistem ile ilişkili bazı klinik komplikasyonların iyileşmesine de katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Close